BAKIP GEÇEMEDİĞİM YERDEN
Bir yazının ilk cümlesi, kimsenin sizi tanımadığı kalabalık bir masada ilk kez söze girmek gibidir.
Birkaç cümle içinde hem kim olduğunuzu hem de neden söz aldığınızı anlatmak istersiniz.
İlk cümlenin ağırlığı biraz da bundandır.
Ben de kendimi o masada, söze nereden gireceğimi düşünürken buldum.
Sonra şunu düşündüm: Bir insanı en iyi anlatan, kendisi hakkında sıraladığı bilgiler değil, hangi meselelerin yanından sessizce geçemediğidir.
Yazmak benim için çoğu zaman bir cevaba sahip olmakla değil, bir şeyin göründüğü kadar basit olmadığını sezmekle başlıyor.
Gün içinde fark etmeden yanından geçtiğimiz ayrıntılar, biraz durduğumuzda başka sorular doğurabiliyor.
Sıradan bir davranışın ardında eski bir kabulleniş, gelişigüzel söylenmiş bir sözün içinde uzun bir toplumsal hafıza bulunabiliyor.
Bazen küçük bir olay, yaşadığımız hayat hakkında uzun açıklamalardan daha fazlasını söylüyor.
Kamu Yönetimi alanında lisans ve yüksek lisans eğitimi........
