ÜNİVERSİTELERİ AÇIK HAVA HAPİSHANESİNDEN KURTARIN
Üniversite eğitiminin varoluş amacı; bireyi yalnızca devasa kitapların sayfaları arasında gezdirmek değil, onu sokaktaki hayatın, rekabetçi iş dünyasının ve üretime dayalı ekonominin zorlu şartlarına hazırlamaktır. Yükseköğretim, bilginin bir depoya istiflendiği yer değil, o bilginin işlendiği, test edildiği ve ürüne dönüştüğü bir kuluçka merkezi olmalıdır.
Ne var ki, bugün küresel eğitim standartlarına, özellikle de Avrupa'daki üniversite modellerine baktığımızda, Türkiye'deki yükseköğretim sisteminin ne kadar büyük bir "teori fanusu" içine hapsolduğunu acı bir şekilde Seyrediyoruz. Kimse cesaret edip üniversiteler için “Kral çıplak!” diye bağıramıyor ve bu içinden çıkmaz boş eğitim süreci devam ediyor.
Avrupa'nın önde gelen ülkelerinde (özellikle Almanya, Hollanda, İsviçre ve İskandinav ülkelerinde) üniversite eğitimi, kampüs sınırlarını aşan, endüstri ve toplumla iç içe geçmiş bir yapıya sahiptir. Hafta içi kampüslerde hemen hemen öğrenci göremezsiniz.
Bu sistemlerde, bir üniversite öğrencisinin zamanının çoğu, üniversitenin belirlediği veya işbirliği yaptığı iş kollarında, doğrudan kendi alanında pratik yaparak geçer. Üniversite kampüsü, sadece sahada karşılaşılan sorunların teorik altyapısının tartışıldığı ve akademik mentorluğun alındığı bir "durak" niteliğindedir.
Almanya'da makine mühendisliği okuyan bir öğrenciyi, Hans'ı ele alalım. Hans, "Dual Sistem" (İkili Eğitim Sistemi) sayesinde haftanın sadece iki gününü amfide, profesörlerini dinleyerek geçirir. Kalan üç gününde ise bir otomotiv devinin (örneğin Mercedes veya BMW) veya orta ölçekli bir sanayi kuruluşunun üretim hattında, AR-GE laboratuvarında çalışır. Hans, termodinamik veya akışkanlar mekaniği dersini sadece tahtadaki formüllerle öğrenmez; ertesi gün fabrikadaki bir motor bloğunun soğutma sistemini tasarlarken o formülü bizzat kullanır. Mezun olduğunda elinde sadece bir diploma değil, en az 3 yıllık gerçek bir iş deneyimi, kurum kültürü ve kriz yönetimi becerisi vardır.
Benzer şekilde, Hollanda'da İşletme okuyan Emma, pazarlama dersini geçmek için çoktan seçmeli bir sınava girmez.........
