ATEŞİN YUTTUĞU KARDEŞLİK: MADIMAK ve BAŞBAĞLAR
Otuz üç yıl önce bugün, Madımak’ta alevler, gökyüzüne bir ağıt sütunu gibi yükselirken; hemen ardından Başbağlar’ın sessiz çığlığı, bozkırın ortasına kör bir bıçak gibi saplandı.
Madımak; aklın tutulduğu, vicdanın dumanla boğulduğu, türkülerin ateşten bir kefene sarıldığı yerdir.
Başbağlar ise aynı karanlık elin, aynı kirli senaryonun öbür yüzüydü.
Birinde sazın teli koparıldı, diğerinde bozkırın kalbi söküldü.
Fakat toprağa düşen kanın rengi aynıydı; anaların gözyaşı aynı tuzla aktı.
Ölüm, mezhep sormadı.
Acı, kimlik cüzdanı istemedi.
Fitneyi ekmek gibi bölüştürdü; kardeşliği ise kurbanlık koyun gibi mezhep bıçaklarının önüne yatırdı.
Tetikçiler farklı kostümler giyse de, o kanlı sahnenin rejisörü aynı gölgeydi.
Aydınlık maskesi takmış karanlık çetelerin, mezhepsel bir ayrıştırmayı "kutsal bir vazife" gibi pazarlayan tekfirci cellatların ortaklaşa yazdığı bir........
