menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

900 Hafta, 6 bin 300 Gün, Tek Bir Soru: 'Neredeler?'

11 0
13.05.2026

Türkiye’nin en uzun soluklu, en sessiz ama en derinden yankılanan adalet çığlığı, bu hafta itibariyle 900. haftasına ulaştı. Dile kolay; tam 900 Cumartesi, binlerce gün, on binlerce saat...

Mevsimler değişti, hükümetler değişti, dünya değişti; ancak başta Galatasaray Meydanı olmak üzere kayıp yakınlarının oturduğu meydanların o soğuk taşlarına sinen büyük keder ve bitmeyen umut hiç değişmedi. 1995 yılının bir Mayıs sabahında, İstanbul’un Galatasaray Meydanı’nda birkaç kadın sessizce yere oturdu. Ellerinde kaybedilen evlatlarının fotoğrafları vardı. Kimi oğlunu arıyordu, kimi eşini, kimi kardeşini…

Devlet kapılarında cevapsız bırakılmış, karakollarda susturulmuş, mezarsız bırakılmış insanların yakınlarıydılar onlar. O gün başlayan sessiz oturma eylemi, yıllar içinde Türkiye’nin en uzun soluklu vicdan çağrılarından birine dönüştü.

900 hafta boyunca anneler, babalar ve kardeşler, sadece kayıplarını değil; bu ülkenin çiğnenen onurunu ve kaybedilen adaletini de omuzlarında taşıdılar. Bu eylem artık sadece bir 'kayıp arama' mücadelesi değil, Türkiye’nin karanlık geçmişiyle yüzleşmesi için dikilen bir hafıza kalesidir.

Her hafta o meydanda açılan fotoğraf kareleri, aslında toplumsal vicdanımıza tutulan bir aynadır. O aynada gördüğümüz, evladının bir kemiğine razı edilen anne ve babaların, babasının yüzünü hiç hatırlamayan çocukların ve devletin koridorlarında kaybedilen insanlığın suretidir. Ve tüm bu suskunluğun içinde çürüyen adaleti görürüz.

Eylemin fitilini ateşleyen olay ise gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın işkence edilmiş bedeninin haftalar sonra kimsesizler mezarlığında bulunmasıydı. Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak’ın “Oğlumu bulun” diye yükselen çığlığı, sadece bir annenin feryadı olarak kalmadı, binlerce kayıp yakınının ortak sesi haline geldi. O günden sonra her cumartesi Galatasaray Meydanı’nda toplanan anneler, ellerinde fotoğraflarla tek bir soru sordular: 'Kayıplarımız nerede?' Aradan geçen yıllar boyunca bu sessiz direniş büyük baskılarla karşılaştı. Meydan defalarca polis ablukasına alındı. Anneler yerlerde sürüklendi, gözaltına alındı, coplandı. Yaşlı bedenleriyle asfalt üzerinde sürüklenen annelerin görüntüsü, Türkiye’nin hafızasına kazındı. Özellikle 1999 yılında artan baskılar........

© Güneydoğu Ekspres