Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Suriye ordusuna nasıl eklemlenmeli?
Haseke Adliye binasının Özerk yönetimden hükümete devredilerek yeniden açılması münasebetiyle duvara asılı tabela, üzerindeki Kürtçe ibaresi yüzünden yere indirildi.
Yerine Arapça-İngilizce yazılı olanı konuldu. Bu duruma öfkelenen yerli halk ile SDG’ye bağlı “Devrimci Gençlik” grubu binaya girerek Kürtçe-Arapça tabelayı yeniden astılar. Akabinde bu olay yüzünden Şam’daki yöneticilerle SDG (Suriye Demokratik Güçleri) arasındaki 7 Mayıs 2026 tarihli görüşmede oluşan tıkanıklıkları aşmak amacıyla bir yol haritası üzerinde mutabakata varıldığı açıklandı. Haseke Vali Yardımcısı ve entegrasyon anlaşmasının uygulanmasından sorumlu cumhurbaşkanlığı ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali, Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş ile Vali Nureddin Ahmed ve SDG Komutanı Mazlum Abdi arasındaki görüşmenin ardından entegrasyon anlaşmasının uygulanma sürecinin il genelinde daha ileri bir aşamaya taşındığını açıkladı.
El Hilali ise şunları söyledi: “Yürürlükteki anayasa ve mevzuata göre Arapça, Suriye Arap Cumhuriyeti’nin tek resmî dilidir. Arapçanın korunması da devlet egemenliği ve kamu düzeninin bir parçasıdır. Haseke şehrindeki Adalet Sarayı’nın yeniden açılarak hâkimlerin görevlerine başlayacaklar; Kamışlo’daki Adalet Sarayının da açılmasıyla süreç tamamlanmış olacaktır. Bu nedenle mevcut yasalar, anayasal bildiri çerçevesinde, ancak gelecekte yetkili yasama kurumları tarafından kabul edilecek anayasal ve yasal değişikliklerle aşılabilir. Bu kurumların başında ise yakında toplanması beklenen Suriye Halk Meclisi gelmektedir.” Suriye hükümeti, iki gün sonra şu açıklamayı yaptı: “Yürürlükteki yasalara göre Arapça Suriye’nin tek resmî dilidir.”
Benim aklıma takılan sorular ise şunlar: Haseke’deki Kürt vali, Kürtçe ve Arapça tabelanın aşağı indirilmesine nasıl göz yumdu? Burada sadece bir ihmal mi veya yönetim zaafı mı vardı? Yoksa Şam hükümetini temsil eden Arap görevlilerce merkeze rağmen emrivaki mi yapılmıştı? Sorular bir yana, yukarıdaki hadisenin kendisi bile “entegrasyon siyaseti ve uygulamasının” kamuoyuna açıklandığı gibi zahmetsiz/müşkülatsız geçmediğini; tam tersine, sürecin her aşamasında bu tür problem, kesinti, kısıntı, uğraş ve kavgaların yaşanabileceğini göstermektedir. SDG ile Şam yönetimi arasında entegrasyon ihtilafı
13-15 Şubat 2026 tarihleri arasında Almanya’da gerçekleşen Münih Güvenlik Konferansı’nın yıllık toplantısı, Şam yönetimi ile SDG yetkilileri arasında bütünleşme (entegrasyon) hususundaki görüş ayrılığını bir kez daha ortaya çıkarmış; Suriye İçişleri Bakanlığı; Halep, İdlib, Rakka ve Deyrizor’daki SDG üyelerinin Mart başına kadar kendi konumlarını belirleyip ilgili hükümet makamlarına bildirmek suretiyle resmi belgeleri almaları yolunda bir genelge yayınlanmıştı. Ancak hükümet ile SDG arasındaki ihtilaf yüzünden entegrasyon sürecinin ayrıntıları fazlasıyla muğlak ve müphem görünmekte. Kürt yetkililerin âdemi merkeziyetçilik eksenli tutumlarında ısrar etmelerine rağmen Rojava’daki özerk yapının merkezi hükümetin kurumlarıyla nasıl bütünleşeceği noktasında da açıklık bulunmuyor. Söz gelimi özerk yönetim kurumları tümüyle feshedilecek mi, yoksa yeniden düzenlenecek mi? Bilinmiyor!
Bilinen şu: Şam yönetimi, Kürdistan’daki 13 yıllık kurumların tümüyle feshedilerek hükümet bünyesindeki kurumlara ilhak edilmelerine ilişkin bir formül üzerinde duruyor. Rojava yönetiminin Dış İlişkiler sorumlusu İlham Ahmed ise Kürdistan’daki kurum ve kuruluşların lağvedilmesine itiraz ediyor ve şu noktayı vurguluyor: “Mevcut yapılar varlığını korumalı ve iptal yerine yeniden yapılanma temelinde hükümet kurumlarına eklemlenebilmeli.” Kadınlar Tugayı YPJ nasıl entegre olacak?
Entegrasyon meselesinde çetrefilli ve tartışmalı bir başka konu da Kadın Savunma Birlikleri (Kürtçe: Yekîneyên Parastina Jin-YPJ) için nasıl bir formül bulunacağıdır. Malum, cihatçı geleneği ve zihniyeti sürdüren Ahmed Şara rejimi, dini açıdan kadınlarla erkeklerin aynı alanda (askeri kışlalar, cepheler, karargâhlar ve talimgâhlar gibi) bulunmasına karşıdır. Onlara göre kadın zayıf bir cinstir; askerlik ve savaşmak gibi zor işleri başaramaz. Ayrıca kadınların görevi evde ve cephe gerisinde hizmet etmektir. Kadının dışarıdaki hayatta askerlik yapmak gibi faaliyetlerde bulunması günah ve haramdır. Tesettüre bürünmesi gereken kadınların saçı başı açık şekilde ev dışına, çarşı-pazara çıkmaları mubah değildir. Kaldı ki yüzü gözü açık bırakan üniforma giymeleri ve vazife gereği günün önemli saatlerini sokakta geçirmeleri de selefi Sünni inanç ve geleneğine aykırıdır. Entegrasyonu engelleyen sorunlar
Rojavalı Kürtlerden olup Suriye’nin kalkınması ile ülkedeki ihtilaflı taraflar arasındaki barışı sağlamaya yönelik arabuluculuk rolünü üstlenen Zozan Ali Alluş, 4 Mayıs 2026 tarihinde Londra merkezli El Mecelle dergisine YPJ’nin entegrasyondaki yeri ve önemi hakkında bir değerlendirme yaptı; özetleyerek aktaracağım:
“Suriye’deki Savunma Bakanlığı, diğer bakanlıklardan farklı olarak son derece zor, zahmetli ve karmaşık bir yapıya sahiptir. Sadece idari açıdan değil, aynı zamanda yeni Suriye ordusunu sıfırdan kurup yapılandırması bakımından da olmadık güçlüklerle karşı karşıyadır. Çünkü şu anda ‘ordu’ denen ana bünyeye henüz uyum gösterememiş çeşitli askeri milislerin, çok sayıdaki fraksiyonların silahlı birimleri ve değişik görüşlere sahip (cihatçı) oluşumların ideolojik anlayışları ve farklı mücadele yöntemleri söz konusudur.
Yeni kurulmuş devletin kurumlarının tekrar faal hale getiriliş sürecinin hangi vizyon ve........
