YILANA SARILMAK
Her insanın içinde sessiz bir karanlık vardır; bazıları bu karanlığı fark etmez, bazılarıysa ona bilinçle sarılır. Ama hiçbiri onun gerçek etkisini anlayamaz. Josep, ne gören bir göz ne de elle tutulur bir varlıktı; o bir akış, bir enerji, bir farkındalık haliydi. İnsanlar kendi hileleriyle, oyunlarıyla ve şeytani yollarıyla yaşamın içinde ilerlerken, Josep onların adımlarına dokunuyor, yaptıklarını boşa düşürüyor ve karanlıklarının içinde görünmez bir boşluk bırakıyordu.
Bu yaşam akışı, o boşluğa sarılanların kendi bilinçli kötülükleriyle nasıl yüzleşemediğini, sistemin ve insanın içindeki karanlığın nasıl sessizce çözüldüğünü gösteriyordu. Josep yalnızca gözlemlemiyor, hiç bilinmeden insanın en derin oyunlarını çözüyordu. Ve bu çözülme, ne korku yaratıyor ne de savaş… Sadece herkesin kendi gerçekliğine dokunan, geri dönülmez bir sarsıntıydı.
Toprağın Hafızasında Uyanan Varlık
Josep hayatın yüzeyinde yaşamayı çoktan bırakmıştı, çünkü o artık yalnızca insan ilişkilerinin derinliğini değil, üzerinde yürüdüğü toprağın hafızasını da duyan bir varlığa dönüşmüştü ve bu duyum onu yalnızca insanın içine değil, doğanın işleyişine de açmıştı. Bir sabah kuru çatlaklarla dolu bir arazide yürürken adımlarını yavaşlattı, çünkü toprağın susuzluğu aceleye değil, bekleyişe cevap veriyordu ve o da bekledi; birkaç gün sonra aynı yere döndüğünde ilk yağmur düşmüş, çatlaklar kapanmıştı ve Josep hiçbir şey yapmadan yalnızca zamanın doğru yerinde durmanın neyi değiştirdiğini görmüştü.
Geniş bir kurumun içinde, birbirine benzeyen odaların ve cilalı masaların arasında dolaşan görünmez bir ağırlık vardı ve Josep o ağırlığın içine yerleşti; kimse onun geldiğini fark etmedi ama kararların tonu değişti, cümleler uzadı, bakışlar kaçamak hale geldi ve en kendinden emin görünenler bile bir an duraksamaya başladı, çünkü Josep orada hem bir beden olarak hem de, o kurumun ritmine sızan bir nefes olarak bulunuyordu.
Bir başka yerde, kalabalık bir toplantı salonunda kürsüye çıkan biri kendinden emin bir sesle konuşmaya başladı ama kelimeler ilerledikçe kendi yankısına takıldı, çünkü salonun içinde dolaşan ince bir titreşim cümlelerin altını boşaltıyordu; dinleyenler nedenini bilmeden huzursuzlandı, alkışlar gecikti ve o gecikme konuşanın içindeki çatlağı büyüttü Josep hiçbirine dokunmamıştı ama hepsinin içine yerleşmişti.
Rüzgârın İçinden Geçen Fısıltılar
Josep........
