menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kendini yitiren kızın şehri

14 0
02.04.2026

Şehir sabahları çok erken uyanıyordu ama kimse gerçekten uyanmıyordu. Saatler çalıyor, perdeler açılıyor, kapılar kapanıyordu. İnsanlar yürüyordu; ama yürüyen bedenlerdi, zihinler değil.

Genç kız bunu ilk fark edenlerden biriydi. Vitrin camına yansıyan yüzüne baktığında, yüz gençti. Gözler canlıydı. Ama bakış… Sanki geçici birine aitti. Kendisine değil, bir role bakıyordu.

Bir zamanlar adını severdi. Şimdi biri seslendiğinde, adıyla değil; bir beklentiyle, bir görevle çağrılıyormuş gibi hissediyordu.

Evden çıkarken annesinin cümleleri kulağında kalıyordu: “Hayat zor.” “Gerçekçi ol.” “Her şey senin istediğin gibi olmaz.”

Bu cümleler yıllar içinde yer değiştirmişti. Artık dışarıdan gelmiyor, içeriden konuşuyordu. Kendi sesi sanıyordu ama değildi. Ne zaman içinden başka bir istek yükselse, hemen bastırılıyordu: Saçma. İmkânsız. Büyüyünce anlarsın. Oysa büyümüştü. Ama anlayan bir yan hâlâ ortada yoktu.

Üniversiteye gittiği günlerden birinde, kalabalığın ortasında bir an durdu. Herkes akıyordu. O akmadı. Bir boşluk açıldı içinde. Sessiz, soğuk ama dürüst bir boşluk. Sanki biri yıllardır onun içinden parçalar çekip almış, yerine düzgünce paketlenmiş........

© Güneydoğu Ekspres