menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Akışın aşkı

24 0
16.04.2026

Dağların arasına saklanmış küçük bir köy vardı. Sabahları sis vadinin üzerinden yavaşça çekilir, güneş ışığı taş evlerin duvarlarına usulca dokunurdu. O köyde yaşayan bir adam vardı: Aram.

Aram kendine hiçbir zaman bir isim vermemişti. İnsanlar ona kimi zaman “şifacı”, kimi zaman “sessiz adam”, kimi zaman da sadece Aram derdi. O ise bunların hiçbirine tutunmazdı. Çünkü bildiği tek şey vardı: yaşamın içinde dolaşan görünmez bir akış vardı ve o akış bazen onun ellerinden geçiyordu.

Aram bunu ilk kez çocukken fark etmişti. Yaralı bir kuşu avuçlarının arasında tutarken, kuşun kalp atışlarının kendi nefesiyle uyumlanmaya başladığını hissetmişti ve o gün anlamadığı ama yıllar sonra içten içe bildiği bir şey doğmuştu: insan bazen sadece orada bulunarak bir şeyleri değiştirebilirdi.

Yıllar geçti ve köyün yolu zaman, zaman uzak diyarlardan gelen insanlarla doldu. Kimi omuzlarında ağır bir yorgunluk taşırdı, kimi kalbinde açıklayamadığı bir sıkıntı ve bazıları hiçbir şey söylemeden Aram’ın yanında oturur, rüzgârın ağaçların arasından geçişini dinlerdi.

Aram çoğu zaman konuşmazdı çünkü biliyordu ki........

© Güneydoğu Ekspres