Kara Kış’ı İzlediniz mi?
1939 Erzincan Depremi’nin o tarifsiz yıkımını, dondurucu soğuğunu, çaresizliğini ve insanı insan yapan o büyük vicdan sınavını anlatan bu dizi, sadece konusu nedeniyle değil onu kaleme alan ismin taşıdığı anlam nedeniyle de ayrı bir yerde duruyor. Kara Kış’ın hikâyesini halen aktif olarak görevde olan Cumhuriyet Savcısı Ahmet Kurt kaleme aldı ve aynı zamanda senaryo ekibinde bulundu.
Bir Savcının, başka bir Savcının hikâyesine eğilmesi başlı başına kıymetli. Çünkü burada yalnızca tarihsel bir felaket anlatılmıyor; adaletin, vicdanın ve insan doğasının en acımasız koşullarında nasıl sınandığı da sorgulanıyor. Devletin otoritesini temsil eden bir makamdan gelen kalemin, gücünü cezadan değil merhametten alan bir hikâyeyi anlatması, üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir durum.
Kara Kış, genç Savcı Yusuf İzzet Akçal’ın büyük deprem sonrasında aldığı tarihi bir kararı merkezine koyuyor. Enkaz altında yaşamla ölüm arasında sıkışan insanları kurtarmak için hapishanedeki mahkûmları serbest bırakmak… Bugünün dünyasında bile büyük cesaret isteyen bu karar, o zamanki şartlarda çok daha büyük bir risk, çok daha ağır bir sorumluluk demekti. Çünkü burada asıl mesele yalnızca bir kurtarma operasyonu değil; “suçlu” diye nitelediğimiz insanların, felaket anında nasıl birer kurtarıcıya, hatta kahramana dönüşebileceğini öngörebilmekti. Belki de dizinin en çarpıcı sorgulaması tam da burada başlıyor. Adalet mekanizmasının içinde yer alan bir ismin hikâyesi, yine adaletin içinden gelen başka bir isim........
