Hatice Turhan Yazdı: Söz'ün Kısa ve Trajik Öyküsü
Bu anı düşünürken hep aklıma Can Baba’nın, Can Yücel’in “Sardunya’ya ağıt” şiiri gelir.
“İkindiyin saat beşte
Başgardiyan Rıza başta
Karalar bastı koğuşa
İkindiyin saat beşte”
Muhtemelen saat 18-19.00 gibiydi. İlk prova baskısı gelmiş gazeteler ele alınmış ve koklanıyordu. Şimdilerde bilinmez o gazetenin bir mürekkep kokusu vardır. Taze mürekkep kendine özgü bir kokuya sahiptir. Matbaadan yeni çıkmış taze gazeteyi bir kere koklayan ondan bir daha vazgeçemez. Ele hafif bir ıslaklık duygusu verir. Hani su gibi değil de yeni kremlenmiş bir el gibi düşünün.
Evet başta Dinç Bilgin, hemen arkasında Zafer Mutlu onun yanında Selahattin Duman ve Ercan Arıklı girdiler yazı işlerine. Umur Talu ile bir odaya kapandılar. Odadan çıkıldığında Umur Bey artık Genel Yayın Yönetmeni değildi. Gazeteyi kuran Umur Bey gazetenin ilk günü dolmadan istifa etmişti. (Umur Talu belki odanın içinde neler konuşulduğunu yazar. Belki de yazdı ancak gözümden kaçtı.) Ardından ayrılanlar da oldu. Belli ki Dinç Bilgin gazeteyi beğenmemişti. Ve “Karışmayacağım” sözünü unutup gazeteye müdahale etmişti. Belki kullanılan manşetin de katkısı vardı bu işte. Çünkü 12 Eylül mahsulü, darbeci komutanların oluşturduğu Milli Güvenlik Konseyi hala vardı. Gerçi adı değişmiş Cumhurbaşkanlığı Konseyi olmuştu. Tahsin Şahinkaya da onun üyesiydi. Ve bu manşette kudretli eski Hava Kuvvetleri Komutanı Milli Güvenlik Konseyi........
© Gerçek Gündem
