menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadınlar saltanatının öncüsü: Hürrem Sultan

333 0
08.03.2026

Ahmet Refik Altınay, Kadınlar Saltanatını kaleme alırken, Doğu Roma’dan başlayarak Osmanlı kadınlarının portresini çıkarmış, buradaki zeki, güçlü ve hırslı kadınları alkışlamakla birlikte Osmanlı Hanedanının sonunu getirmekle de suçlamıştır. Altınay’a göre Osmanlı’nın duraklama ve gerileme dönemi haremdeki saray entrikaları ile fitillenir; kadınların siyasete burunlarını sokması imparatorluktaki kaosun başlıca sebeplerinden biridir. Kadınlar saltanatı Hürrem’le başlar, Kösem’le ayyuka çıkar.

Standart söyleme göre Hürrem, güzelliği ve aklıyla Kanuni’yi büyülemiş (ki çağdaşlarına göre Hürrem güya gerçekten de büyüler kullanarak Sultan’ın kalbini rehin almıştır), böylece Osmanlı altın çağındayken kendi sonunun başlangıcına adımını atmıştır. Rüşvet, liyakatsizlik, Venedik Cumhuriyeti gibi dış mihrakların müdahalesi gözle görülür olmuş, Padişah özellikle yaşlılığında gözden düşmüştür. Osmanlı’daki tüm sorunları bir kadına veya daha sonraki oğul paravanı arkasındaki diğer kadınlara atfetmek günümüz tarihçilerine uymuyor elbet. Bugün özellikle Hürrem’in özelinde Kanuni’nin 46 yıllık saltanatı göz önünde bulundurulunca, Hürrem’den çok Kanuni’nin on sene boyunca savaş alanlarında mücadele ederken, başkentteki boşluğundan dolayı yükselen homurtular, iki oğlunu ve altı torununu öldürtmesi ve son yıllarındaki yıpranmışlığı ön plana çıkartılarak Hürrem’in “kötücül” rolü geriye çekiliyor. Ama bizler popüler roman ve filmlerde saraydan çıkmayan safahat düşkünü şahıslar izleyip okudukça, pejoratif kadınlar saltanatı tezi yeniden güçleniyor. O yüzden “benim Hürrem’imin” portresini inşa ederken ne bir kukla oynatıcısı cadı, ne da Batılı zihinlerde canlanan Oryantalist fantezi figürü çizeceğim. Burada Hürrem’in kölelikten başlayıp tek eşliğe terfi eden müstesna hikâyesini okuyacaksınız.

DOĞUM YERİNE DAİR BELGE YOK

Hürrem’in doğum yeri ve yılı hakkında tek bildiğimiz şey, Batı’daki kaynakların ona Roxelana deyişinden yola çıkarak günümüzde Ukrayna-Polonya arasında yer alan Rutenya bölgesinden çıkmış olmasıdır. Bu ismi meşhur eden Avusturya Büyükelçisi ve tarihçisi Busbecq’in Türk Mektupları pek çok dile çevrilip zamanın en çok okunanları arasında girince, Roxelana ismi kalır, böylece Rus kökenli oluşu tezi güç kazanır. Leslie Peirce gibi tarihçiler, cariyelik öncesindeki adının hiçbir yere kayıt edilmemiş olduğunu belirtirler, dolayısıyla daha sonraları hakkında yazılmış risaleler ve makalelerde adının Slavik bir “Anastasya” ya da “Aleksandra Lisowska” olarak belirtilmiş olması 19. Yüzyılın uydurmasıdır. Pek çok milletin Hürrem’i kendilerinden saymasının nedeni, Osmanlı’da bu kadar güce sahip olmuş kadının ünüdür. Ama dediğim gibi, halihazırda Hürrem’in doğum yeri ya da yılına dair günümüze hiçbir belge ulaşmamıştır. Buna da şaşırmayız çünkü Osmanlı Hanedanının varoluş biçimi ve mentalitesine göre, devşirilen çocukların geçmişleriyle bağı........

© Gazete Pencere