menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Teğet geçen, birbirine değmeyen insanlar bir şekilde bir araya gelse ne olurdu?”

11 0
19.10.2025

Hayat çoğu zaman birbirine teğet geçen anlardan ve fark edilmeyen hikâyelerden ibaret. Pelin Esmer’in yeni filmi ‘O Da Bir Şey Mi? filmi de tam olarak bunu yakalıyor. İstanbul Film Festivali’nden Adana Altın Koza’ya uzanan yolculuğunda sekiz ödülle taçlanan ‘O Da Bir Şey Mi?’ filmi vizyonda. Pelin Esmer’le, filmin doğuşunu, karakterlerini ve bu yolculukta kazandığı ödülleri konuştuk. Röportajımızı okuduktan sonra filme gitmenizi öneririm. Çünkü insanların yaşamlarından, gözden kaçan ayrıntılardan ve sessiz duygulardan beslenen film, izleyiciyi kendi hayatını ve biricik anlarını düşünmeye, kendi dünyasına ve duygularına bakmaya davet ediyor.

Pelin Hanım, İstanbul Film Festivali’nin ardından Adana Altın Koza’da aldığınız ödülleriniz için tebrikler. Adana Altın Koza Film Festivali’nin galibi siz oldunuz. Festivalden sekiz ödülle döndünüz. Böylesi bir ödüllendirilmeyi bekliyor muydunuz? Neler hissettiniz ve sizin için anlamı nedir?

Çok teşekkürler. Bu kadar farklı bölümlerden aynı anda ödül beklemiyordum açıkçası. Ana jüri, seyirci, sinema yazarları, yönetmenler derneğinin aynı anda bir film üzerinde hemfikir olması her zaman nasip olmaz. Hayata başka yerlerden bakan, sinemayı farklı deneyimleyen farklı kesimlere hitap eden bir film olduğunu düşündürdü bu bana; heyecan verici.

“Şu meşhur “sıkıcı festival filmi” önyargısı ne zaman kırılacak…”

Özellikle iki ödül; En İyi Film ve Adana İzleyici Ödülü’nü aynı anda almak bence çok şey ifade ediyor. İki kategoride aynı anda ödüllendirilmek hem jüri, sinema camiası filmi beğeniyor üstelik seyircide de aynı karşılığı buluyor. Umarım gişeye de yansır bu durum. Sizin yorumunuz ne olur?

Ben de en çok buna sevindim. Şu meşhur “sıkıcı festival filmi” önyargısı ne zaman kırılacak diye bekliyordum, buna kısmetmiş, çok sevindim. (Ayrıca sıkılmak da o kadar korkulacak bir şey değil, sıkılınca neler neler yapıyor insan.) Daha önce sanırım İşe Yarar Bir Şey’de, hatta 11’e 10 Kala’da epey bir izleyiciden şuna benzer serzenişler duymuştum: “Ya kim dedi bu filme festival filmi diye, hiç de sıkıcı değilmiş!” Bir ara posterlere ödülleri koymaya çekinir olmuştuk, şimdi kocaman bir seyirci ödülü logosu koyduk. Adana seyircisine, önce filme girmek için izdiham yarattıkları için, sonra da filme dair hislerini ödülle taçlandırdıkları için çok teşekkürler. Vizyonda bunun olumlu etkisini bekliyoruz. Umutluyum, bakalım.

“Sinema yapmak hem çok büyük direnç istiyor hem de direnmek için çok güç veriyor”

Adana Altın Koza biraz buruk da geçen bir festival oldu, çünkü Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın yokluğunda gerçekleşti. Ödülünüzü Zeydan Karalar’a armağan ettiniz. Konuşmanızda “Umudumuzu alamadılar” dediniz. Umudunuzu nasıl ayakta tutuyorsunuz? Sinema bu konuda en iyi ilacınız diyebilir miyiz?

En büyük güç kaynağım. Sinema yapmak hem çok büyük direnç istiyor hem de direnmek için çok güç veriyor. Yoksa bugün içine düştüğümüz tuhaf ve ağır durumla, neredeyse her saat bir yenisi eklenen adaletsizliklerle başka türlü baş edemezdim. İçinizde biriken birçok soru, öfke, keder, coşku, melankoli, umut, karamsarlık… Hepsi bir şekilde filminize sızıp hiç tanımadığınız insanlara ulaşıyor; onlar da ona tepki veriyor. Çok kıymetli bir iletişim bu. Direnme gücü veren, yaratmaya, üretmeye devam etme ihtiyacı uyandıran bir durum. “Yazmasam delirirdim” cümlesini biraz abartılı bulurdum ama artık çok gerçekçi buluyorum.

“Hikâyenin kendisinden çok, onun nasıl anlatıldığıyla ilgilendim hep”

Filmin çıkış noktası ne oldu, hangi duygular ve fikir size böyle bir senaryoyu yazdırdı ve filme dönüştürme sürecini başlattı?
Hikâye anlatmanın ve hikâye dinlemenin vazgeçilmezliğinin arkasında neler olduğunu merak etmemle başladı. Hikâyenin kendisinden çok, onun nasıl anlatıldığıyla........

© Gazete Pencere