“Hayat her zaman aydınlık olmuyor ama yine de yaşamaya devam ediyoruz”
İnci'yi ilk kez 45. İstanbul Film Festivali'nde gösterilen Karanlıkta Islık Çalanlar filminde izledim. Doğal, gösterişsiz ve son derece sahici oyunculuğuyla beni etkiledi. Filmi izlerken kendi kendime, "En İyi Kadın Oyuncu ödülünü almalı" diye düşündüm. Nitekim öyle de oldu. Pınar Yorgancıoğlu'nun yönettiği filmde Toprak karakterine hayat veren İnci Sefa Cingöz, genç kuşağın hayata tutunma mücadelesini yalın ama güçlü bir oyunculukla perdeye taşıdı. Bu performansıyla 45. İstanbul Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık görüldü. ‘Karanlıkta Islık Çalanlar’ filmi festival yolculuğunu sürdürürken, ben de bu etkileyici performansın ardından İnci'yi daha yakından tanımak istedim. Oyunculuğa uzanan hikâyesini, karakterlerine yaklaşımını ve sektöre bakışını konuştuk. Ayrıca oyuncu ile röportajımızın YouTube versiyonunu ise aşağıdaki bağlantıdan izleyebilir ve kanalıma abone olabilirsiniz. https://www.youtube.com/@mutluhayatperdesi/featured Herkese iyi pazarlar dileriz.
45. İstanbul Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandın. Sandra Hüller gibi dünya çapında oyuncuların yer aldığı uluslararası bir yarışmada bu ödülü almak nasıl bir duyguydu?
Ödülü gerçekten beklemiyordum. Açıkçası film adına bir beklentim vardı çünkü filmi çok seviyordum. Ödül açıklanırken önce karakterime dair bir şeyler söylemeye başladılar. O an yanımdakilere dönüp "Adımı mı söyledi? Emin miyiz?" diye sordum. O kadar inanamadım ki gerçekten benim adımın söylendiğine emin olmam gerekti. Sahneye çıktığımda çok mutlu oldum ve artık inandım. Görülmek gerçekten çok güzel bir duygu. Bu film için çok emek verdim. Ama ben oyunculuk ödüllerini yönetmenden bağımsız düşünemiyorum. Yönetmenin oyuncuya açtığı alan, kurduğu dünya ve birlikte üretme biçimi bu sürecin çok önemli bir parçası. O yüzden bu ödülü sadece kendime ait hissetmiyorum. Pınar'ın (Yorgancıoğlu) emeği çok büyük.
“O dönem hayatım oldukça yoğundu ve zor bir dönemdi”
‘Karanlıkta Islık Çalanlar’da oyunculuğundan çok etkilendim. Toprak karakteri son derece doğal, sanki oynanmamış gibi duran bir performanstı. Bu proje sana nasıl ulaştı?
Kast direktörümüz Berfin bana senaryoyu gönderdi. O gün aslında başka bir iş için auditiona hazırlanıyordum. "Bunu da çekmek ister misin? Seni bu karakterde hayal edebiliyorum." dedi. Tabii bu, "Kesin seçileceksin" anlamına gelmiyordu. İlginç olan şu ki senaryoyu okuyan pek çok kişi Toprak olarak beni hayal etmemiş. Ben de açıkçası fiziksel olarak ilk akla gelecek oyuncu olmadığımı düşünüyordum. Audition çekimini bir oyuncu arkadaşımla yaptık; çok rahat, eğlenerek çalıştığımız bir süreçti. Yönetmenimiz Pınar Yorgancıoğlu ile sonrasında görüştük. Daha ilk görüşmede ortak bir dil yakaladığımızı hissettim. Proje gerçekleşince çok mutlu oldum. O dönem hayatım oldukça yoğundu ve zor bir dönemdi. Bir yandan tiyatro yapıyor, ses, nefes ve beden üzerine atölyeler veriyor, bir yandan da garsonluk yapıyordum. Bu yüzden Ankara'da sadece filme odaklanacağım bir ay geçirmek benim için büyük bir lükstü. İlk kez bütün enerjimi yalnızca oyunculuğa verebildim. Bu da bana mesleğimi gerçekten yapabildiğimi hissettirdi.
“Aslında bütün karakterlerin idealize ettiği başka hayatlar var”
Seni senaryoda en çok etkileyen neydi?
Film aslında tek bir karakterin hikâyesi değil. Toprak'ın yanında Melih'in ve Suzan'ın da kendi yolculuklarını izliyoruz. Aynı evde yaşayan ama birbirlerinin yalnızlıklarını tam anlamıyla göremeyen üç insan... Birbirlerini gerçekten seviyorlar, birbirlerine yardım etmeye çalışıyorlar ama aynı dili konuşamıyorlar. O aile hâli bana çok gerçek geldi. Benim ailemden oldukça farklı bir aile aslında. Ankara'da yaşayan orta sınıf bir memur ailesi... Anne hemşire, baba Doğal Tarih Müzesi’nde mühendis. Pınar aileyi o kadar sahici yazmış ki hiç yabancılık hissetmedim. Bir de filmin çok ince bir mizahı var. En ağır anlarda bile hayatın komik tarafını kaybetmiyor. Sanırım bizi en çok buluşturan noktalardan biri de buydu. Toprak’ın annesi Suzan karakteri de beni çok etkiledi. O da hayattan daha fazlasını isteyen bir kadın. Kızının başarılı olmasını, eşinin daha güçlü bir konumda olmasını istiyor. Aslında bütün karakterlerin........
