menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kavala, amiraller, teğmenler, İmamoğlu ‘Gezi & Sisi’ sendromu…

14 0
27.07.2026

Yakın tarihimizin en kritik süreçlerini yaşıyoruz.

Buralara nasıl gelindiğini ve karşı karşıya olduğumuz riskleri doğru anlamak çok önemli…

Bu bağlamda; özellikle Tayyip Erdoğan’ın ve etrafındakilerin ruh halleri öne çıkıyor.!

Tarihi 31 Mart 2019 seçimleri sürecinde, sanki kendisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayıymış gibi meydanlardaydı. Yüksek Seçim Kurulu aynı zarfa atılan dört pusuladan birini geçersiz sayınca, Büyükşehir Belediye Başkanı için 23 Haziran’da tekrar sandığa gidildi.

Şu İmamoğlu’nun kollarını sıvayıp “Hak yemem, ama hakkımı da yedirmem” dediği…

Tekrarlanan seçimden üç gün önce, Sancaktepe’de toplananlara, “Pazar günü Sisi mi diyeceğiz Binali Yıldırım mı? Mesele bu kadar önemli.!” diyordu.

‘Sisi’ dediği, eski Mısır Genelkurmay Başkanı Abdülfettah Es-Sisi; seçimle iktidara gelen Muhammed Mürsî’yi Temmuz 2013’te darbeyle devirip onun yerine geçmişti.

Arap Baharı’nda Mürsî’yi iktidara getiren—ve uzaklaştıran—olaylarla Türkiye’deki Gezi süreci örtüşüyordu. ‘Gezi’ o kadroda, özellikle de Tayyip Erdoğan’da giderek derinleşen bir korku yarattı, siyasi tutum ve davranışlarını şekillendirmeye başladı.

Kavala müebbet hapse, dört sivil aktivist de 18 yıla mahkum edildiler—hala hapisteler.

Bir yıl sonraki yerel seçimlerden AKP birinci parti olarak çıktı ama çanlar çalmaya başlamıştı.

O yıl yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Erdoğan ilk turda kıl payı kazanabildi: Q.79.

Mürsî’si de 2012’de Q.73’le seçilmişti.

İki yıl arayla iki farklı coğrafyada, tümüyle bağımsız iki seçim sonucunda oluşan ‘denk gelme’ birçok kişiye hiçbir şey ifade etmeyebilir........

© Gazete Pencere