Bu ülkenin Alevileri Japon Denizi'nin orkinosları gibidir
Karasal iklim çocukları sert kışların ayazını da bilir, yazın tek bir ağaç gölgesinin olmadığı bozkırın sıcağını da bilir. Kışın ayazı da yazın sıcağı da yakar tenini, esmerleşirsin zamanla... Uçsuz bucaksız buğday tarlaları esmerleşmek için birebirdir. Sofraların baş tacı da bulgurdur o coğrafyada. Kırk çeşit yemeğini yaparsın. Yanına bir de et koydun mu, "Halimiz itte, keyfimiz beyde yok" dersin...
Et ve bulgur candır. Balık ise yabancısıdır o sofraların. Ne de olsa uzaktan gelmiştir. Küçüklerden hamsiyi, istavriti tanırsın, büyüklerdense palamut, alabalık, e haydi bir de çuprayı bilirsin en fazla... Zaten bunları bilen de “balık kültürüne” laf ettirmez. Diğer balıklarsa belgesellerin konusudur.
KÖPEK BALIĞININ İŞBİRLİKÇİSİ
Mesela orkinos... Hiç karşılaşmadık, yemek de nasip olmadı zaten. Dolayısıyla tadı damağımda kaldı diyemem ama bir yerlerden okuduğum hikayesi aklımda... O hikayeye göre orkinos avında en iyiler Japon balıkçılar. En lezzetli orkinosun hangi mevsimde, nerede avlanacağını çok iyi biliyorlar. İç pazarı doyurduktan sonra orkinos ihracına başlıyorlar. Fakat bir sorun var. Canlı canlı iç pazara sundukları orkinoslarla ihraç ettikleri orkinoslar arasında bir lezzet farkı olduğunu görüyorlar. Bu farkın sebebini araştırıyorlar. Japon bu, affeder mi? Çok geçmeden çakıyorlar köfteyi... Meğer köpek balıkları da orkinos hastası ve tüm mesaileri Japon Denizi'nde orkinos kovalamak... Zavallı orkinos da tüm gün can havliyle köpek balıklarından kaçarken hem yağı gidiyor, kas yapısı güçleniyor hem de bir çeşit hormon salgılıyor. İşte bu salgı ve kas yapısı orkinosu diğer........
