Aslında hepimiz aynı mahallenin çocuklarıydık. Peki ne oldu bize?
Çoğunlukla Anadolu'nun ücra köylerinde, kasabalarında doğmuşlardı. Köyde toprak, kasabalarda ekmek yetmeyince, kentlerin çeperlerindeki mahallelere sığınmışlardı. Elektrik ve suyun bile olmadığı evlerde büyüdüler. Edison ampulü neredeyse bir asır önce bulmuştu, ama onların yüzünü daracık odalarda hala gaz lambaları aydınlatırdı. Sularıysa mahalle çeşmelerindendi. Sokak aralarında gazozuna yaptıkları maçlardan sonra kan ter içinde soluğu çeşme başında alırlardı. Kana kana içtikten sonra bir de kafalarını tutarlardı buz gibi suya.. Zaman zaman çeşme başlarında su savaşları yaparlardı eğlencesine. Bir gün bu savaşların küresel düzeyde yaşanacağını hayal bile edemezlerdi...
SABUN KOKULU ÇOCUKLAR...
Pazar günleri banyo günüydü. Su savaşları bazen evlere de taşınırdı. Kazanlar dolusu su ısıtılır, tüm aile fertleri sıraya girerdi yıkanmak için. Kimi leğende, kimi banyodaki taburenin üzerinde keseyle, lifle arınırdı yağından, kirinden... Ertesi gün sadece aile fertleri değil, sokaktaki ve sınıftaki çocukların da adeta rengi açılırdı. Mis gibi sabun kokardı herkes pazartesi günleri...
Yoksulluk, pahalılık, geçim derdi neredeyse her evin ortak sorunuydu. 70'li yılların sonuna doğru çarşı karıştı giderek... Siyasetin tepesindeki üç beş partinin çekişmeleri sokakları da ateşe vermişti. Fabrikalar grev, üniversiteler eylem yeriydi artık.
Muktedirler kimi zaman "anarşi" kimi zaman "sağ-sol kavgası" dedi olan bitene... Gencecik bedenler ya toprağa ya da demir parmaklıkların ardına düşerken onlar pusudaydı. Sonrası 12 Eylül... Sonrası askeri darbe... Hem de en kanlısı, en tahrip edicisi... Etkileri bugünlere kadar uzandı.
GAZ LAMBASINDAN AMPULE GEÇERKEN...
Ama hayat devam ediyordu ve giderek değişiyor gibiydi. Memleketin okumuş yazmışları "Devrim-Karşı Devrim" tartışmalarını bir kenara bırakmış, "Serbest Pazar Ekonomisi"ne sarmıştı. O derme çatma evlerde gaz lambalarının yerini ampul, ocakların yerini tüp gaz, banyo kazanlarının yerini şofben, saplı süpürgelerin yerini "gırgır" denilen tekerlekli aletler alıyordu mesela... Hatta düzenli geliri olanlar uzun taksitleri göze alarak buzdolabı, televizyon almanın hayalini kuruyordu.
Televizyon bambaşka bir şeydi hayatlarında. Kimi zaman eğlence, kimi zamanda........
