Kutlasak mı, kutlamasak mı?
Geçenlerde arkadaşlarımla aramızda konuşuyorduk; “Sevgililer Günü kutlayan kaldı mı?” diye. Aslında neden olmasın? Delice bir tüketim çılgınlığına kapılmadıktan sonra insanların aşkı kutlaması, bunun için de her fırsatı değerlendirmesi güzel bir şey…
Tam da bunu düşünürken posta kutuma düşen bir bilgi: mobil uygulama pazarlama analitiği platformu Adjust, insanların Sevgililer Günü zamanı neleri aradığını, neleri telefonuna indirdiğini araştırmış, bulgular eğlenceli! Mesela restoran rezervasyonu uygulamalarının kurulumları, 14 Şubat'ta son dakika rezervasyonlarıyla birlikte 6 artış göstermiş. Yemek tarifi uygulamaları da Sevgililer Günü yaklaştıkça ciddi büyüme kaydetmiş. Dışarıdan yemek söylemeye yarayan uygulamalarda da ' artış olmuş.
Demek ki aşkı en çok yemekle kutluyoruz, iyi de yapıyoruz aslında. Zor zamanlar geçiriyoruz dünyaca ama demek ki umudu da elden bırakmıyoruz, onun için de biraz çabalamak gerekiyor. İnsanlar sevdiğiyle en azından evinde güzel bir yemek yemeye, özel bir günde restorana gitmeye hala gayret ediyor.
Bu akşama özel bir şarap da açabilirsiniz. Hatta mümkünse klişeler boşuna klişe olmamıştır diyerek size şampanya diyorum. 1829 yılından bu yana Fransa’nın Champagne Bölgesi’nde – ki bu bir apelasyon adıdır ve her köpüklü şarap üreten ona şampanya diyemez; sadece Fransa’nın bu bölgesinde üretilen ve kriterlere uyan içkilere şampanya denilebiliyor – üretim yapan büyük şampanya evlerinden biri olan Bollinger’ı 1940’lardan 70’lere dek yöneten savaşlar, ölümler görmüş Elisabeth Bollinger şampanyaya dair en güzel sözü söylemiş kişidir, şöyle diyor: “Mutluyken de mutsuzken de şampanya içerim. Bazen yalnızken de içerim. Yanımda birileri varsa mutlaka içerim. Pek aç değilsem şampanyayla oyalanırım, açken zaten şampanya içerim. Onun dışında pek........
© Gazete Pencere
