menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Düşündürmeyen, hissettiren oteller

26 0
27.09.2026

Türkiye son yıllarda hangi sektörlerde yıldızlaştı diye düşünsek, eminim herkesin aklına ilk gelenlerden biri turizm sektörü olur. Üretim alanları ve sanayiinin giderek resmiden çekildiği bu ortamda, Türkiye hizmet sektörüyle bölgenin parlayan yıldızı. Turizm deyince elbette çok geniş bir spektrum var ama biz ağırlıklı olarak otelcilik sektöründen söz edeceğiz bu yazıda.

Ülkemizin her bölgesinin o kadar kendine has güzellikleri, cazibe noktaları var ki, bir yanda İstanbul’un ihtişamlı gökdelenleri ya da Boğaz otelleri, bir yanda Anadolu bozkırında tarihi bir kervansaraydan dönüştürülmüş üst düzey bir işletme, bir diğer yanda Ege’de mavi ile yeşilin buluştuğu bir kıyıdaki marina oteli ile karşılaşabiliyoruz. Kültür turizminden kış turizmine, deniz-kum-güneş turizminden kongre turizmine kadar her tür niş talebe cevap veren son derece kaliteli bir altyapımız var bu alanda. Geçmişimiz de, geleceğimiz de tüm bu büyük döngü içinde “insan” faktörünü hiç gözden kaçırmayan küçük ölçekli otellerde diye düşünüyorum. Çocukluğumuzun pansiyonları, motelleri, gençliğimizin küçük otelleri ve sonrasında butik olarak olarak adlandırdığımız daha küçük, daha az odalı, misafirlerini tek tek tanıyan, vizyonu ve karakteri olan şahsiyetli oteller, onlar. Kültürlü, iyi eğitimli, gösterişten uzak, işinde gücünde, kendi yolunda giden insanlar gibiler…

Geçtiğimiz günlerde ülkemizin bu kategorideki belki de en değerli oteli olan, Datça Yarımadası’nda, Orhaniye’deki Martı Hemithea’ya yolum düştü. Çam ağaçları içinde, esasen buradaki marinaya hizmet vermesi amacıyla yapılmış bu otel, ben çocukken de aynı yerdeydi, bugün de aynı........

© Gazete Pencere