Her sorunun ana kaynağı göç değil…
Vakit buldukça ülkede yaşanan bazı sorunlarla ilgili ciddi kurumların paylaştığı grafik ve bilgiler çerçevesinde analizler yapıyorum. Yasadışı göç ve göç hareketleri bunun başında geliyor.
Türkiye, son on yılı aşkın süredir hem zorunlu göç hem de düzensiz göç hareketlerinin yoğun etkisi altında bulunuyor. Bu süreç, yalnızca demografik ve sosyal değil; aynı zamanda çok boyutlu bir ekonomik dönüşümü de beraberinde getirdi. Göç olgusunun ekonomik sonuçları ise çoğu zaman tekil başlıklar üzerinden, bütüncül çerçeveden kopuk biçimde tartışılıyor.
Oysa göçün ekonomi üzerindeki etkileri, konut piyasasından istihdama, enflasyon algısından kamu maliyesine, asayişten kayıt dışılığa kadar uzanan geniş bir etki alanına sahip.
Göçle birlikte en görünür etki alanı konut piyasası oldu. Özellikle büyük şehirlerde ve göçün yoğunlaştığı ilçelerde kiraların hızla artması, göç ile barınma maliyeti arasında doğrudan bir ilişki olduğu algısını güçlendirdi. Ancak veriler ve piyasa dinamikleri, kira artışlarının tek bir nedene indirgenemeyeceğini gösteriyor. Türkiye'de konut arzı uzun süredir nüfus artış hızının gerisinde seyrediyor. İnşaat maliyetlerindeki yükseliş, krediye erişimin zorlaşması ve kentsel dönüşüm süreci arzı sınırlayan başlıca faktörler arasında yer alıyor. Ayrıca bu derece büyük bir talebi karşılayacak hızlı bir arz teknik olarak mümkün değil. Dolayısıyla konut arzını artırarak fiyatları düşürme fikri ütopyadan başka bir şey değil.
Göç bu tabloda bağımsız bir neden değil, mevcut arz yetersizliğini daha görünür hale getiren bir talep çarpanı işlevi görüyor. Etki homojen değil; bazı bölgelerde kiralar üzerinde güçlü bir........
