menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fenerli Rumların öyküsü

77 0
15.03.2026

Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED) yeni bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Namık Günay Erkal, Firuzan Melike Sümertaş ve Haris Theodorelis-Rigas’ın yaptığı ‘Cümle Fener Burada’ isimli sergide, 18. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Fenerli Rumların yaşamına tanık oluyoruz. Fenerliler İstanbul’dan Eflak ve Boğdan’a uzanan daha sonra yeniden İstanbul’un boğaz hattında sonlanan Osmanlı’nın önemli ticari sınıfını oluşturuyor. Devletin yönetim kademesindeki görevleri, voyvodaların yönetimi, devlet içinde değişen siyasi rolleri sergide arşiv belgeleri ve nadir kitaplarla sergileniyor.

Sergi adını 1719 yılında Bükreş’te bir âlimin yazdığı “Cümle Fener burada; artık İstanbul’u hatırlamıyorum” ifadesinden alıyor. Fener semtinin değişen yapısının yanı sıra sergi ekibi Fenerlilerin edebiyatının, müziğinin de izini sürüyor. Örneğin büyük tercüman Aleksandros Mavrokordatos’un annesi Roksandra Skarlatos alim ve son derece bilge bir kadınmış, Yunanca’da öylesine ilerlemiş ve ün kazanmış ki Avrupa’dan seyyahlar onunla sohbet etmek için Fener’e gelirlermiş ve eğitimi karşısında şaşkınlığa düşerlermiş. Sergide Fenerli Rumların edebiyatının yanı sıra müzik kitapları da yer alıyor. ‘Cümle Fener Burada’ sergisini Küratör Namık Günay Erkal’la konuştuk.

Sergiyle neyi amaçladınız?

Fenerlileri 18.yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu içinde ve dışında farklı bölgelerle bir bağ noktası olarak görüyoruz. Sergide bunu mekân, edebiyat, müzik gibi belirli akslarda yapıyoruz. Teşrifat töreni dediğimiz voyvodaların atanmasını bir şema olarak kullandık. Bu mekânların birbirleriyle ilgilerini ortaya koymayı amaçladık. Fenerlilere ait bir sanat, maddi kültür var mıydı onu da araştırmak istedik. Edebiyat, şiir ve müzik için bu kabul ediliyor. Fenerli müziği var mesela.

Fenerli Rumların izini sürmek kolay değil ama sanırım değil mi?

Çok uzun yıllar kitapları basılmamış, hep kendi içlerinde kalmış. Melez bir dil. 18.yüzyıl Osmanlıcası ve Antik Yunanca kelimeler kullanıyorlar. Dilleri ulus devletler ortaya çıkarken çok pür bulunmamış, başta kötü bir........

© Gazete Pencere