Hakikat ile hamaset arasında tarih
Tarih, bir sosyal bilim olması hasebiyle verilere dayalı konuşmayı gerektirir. Farklı bakış açıları elbette olasıdır ancak günümüzde şahit olduğumuz düzeyde bir çelişkiler yumağına dönmesi de normal karşılanamaz. Popüler tarih atışmalarının başta gelen aktörlerinden birisi Sultan 2.Abdülhamid… Cumhurbaşkanı’nın da dâhil olduğu bir grup, 2.Abdülhamid döneminde hiç toprak kaybedilmediğini iddia ediyor. Tarihçi Murat Bardakçı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hâlihazır toprak büyüklüğünün iki katı kadar toprağın 2.Abdülhamid döneminde kaybedildiğini kanıtlarıyla anlatıyor. Neden Bardakçı’yı örnek gösteriyoruz? Muhalif değil, muarız değil; aynı kurullarda birlikte çalıştıkları, fikrine itimat ettikleri birisi ve onun söylediklerine taban tabana zıt şeyler söyleyebiliyorlar. Zira amaçları doğruyu aktarmak değil; tarihi, politik ve ideolojik saikler için eğip bükerek yersiz ve düzeysiz kıyaslamalar yapmak...
Sonra da sapla samanın karıştığı bilgi çöplüğü sosyal medyada seviyesizlik alıp başını gidiyor, tarihi şahsiyetlere hakaretamiz ifadelerle saldırılmasına kadar varıyor. Buna sebep olan ve kavgayı başlatan devlet büyükleri olunca avaneleri de buna ayak uyduruyor. İçişleri Bakan Yardımcısı Mustafa Çiftçi, makam odasındaki “Abdülhamid portresi” ile basına yansıdı, üzerine konuşuldu. Ona bunu yaptıran motivasyon neydi? Mesele Osmanlı hayranlığı ise Osmanlı Devleti’nin çok daha fazla anılmayı ve hatırlanmayı hak eden ve siyasi taraf ayırt etmeksizin saygı gören sultanları varken neden onlar değil de Abdülhamid? Rasyonel bir altlığı yok, tamamen dönem siyasetine yaranma........
