Kutsal rahim
Annelik, doğurunca verilmiş bir unvan mıdır yani… Sanki kadın bedeni bir devlet dairesi, rahim de mühür masası. Efendim, o mühür basıldıysa “anne”, basılmadıysa en fazla “hevesli vatandaş”.
Hayatın işleyişini indirgeyen, alan açmayan, özgür bırakmayan bu zihin insan bedenini de insan sevgisini de epey yanlış tanıyor. Annelik bir doğurma olayı mıdır? O kadar mıdır? Hayır. Beyinle, hormonla, temasla, bakımla, kültürle örülen karmaşık bir hal.
Kadın bedeninde annelik duygusu tek bir düğmeyle açılmaz. İçeride küçük bir kimya meclisi çalışıyor. Elini indir/kaldır şeklinde de değil, üstelik. Kaynaklara göre, oksitosin doğum kasılmalarında ve sütün salınmasında rol alıyor ve yakınlık, temas, bağ kurma süreçleriyle yakından ilişkili. Prolaktin, süt üretiminin baş aktörü ve annelik davranışıyla bağlantısı uzun zamandır biliniyor. Meme ucu uyarısı, emzirme, koku, ses, ten teması, uykusuzluk, stres… hepsi bu düzenin içine giriyor. Bakın, bu ince ayarda bir karışıklık olduğunda kadın kendini suçlu, yetersiz, tuhaf, sebepsiz gözyaşlarıyla dolu hissedebiliyor. Bir arızaysa bu, kesinlikle vicdani bir yerden gelmiyor. İçerideki........
