menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AKP sopasına karşı bir kere daha “teslim olmamakta bütün mesele”

12 5
11.02.2025

Tabir-i caizse AKP iktidarının, daha doğrusu Cumhur İttifakı’nın oyunu kazanmak için bilgisayarın bütün tuşlarına bastığı günlerden geçiyoruz desek yanlış olmayacaktır.

Gerek toplumsal gerekse siyasal olarak oldukça hareketli, inişli çıkışlı bir dönemdeyiz. Böylesi bir dönemde sermaye devletinin ve ülkemizdeki başta Cumhur İttifakı olmak üzere Amerikancı tüm güçlerin programları doğrultusunda kendisi dışındaki tüm güçleri ve odakları bertaraf ederek ilerlemek istedikleri açık bir şekilde görülüyor.

Sağından soluna ya da Kürt siyasi hareketine kadar düzen muhalefetinin en önemli açmazı ise yukarıda bahsettiğimiz odaklarda cisimleşen çizgiye alternatif bir iktidar perspektifine sahip olunmamasıdır.

Bunun birinci nedeni sınıfsaldır. Bugün AKP iktidarını yenebilecek güç adlı adınca işçi sınıfının bağımsız siyasi hattında gizlidir. Düzen muhalefetinin böylesi bir programı yok. Varsa yoksa kapitalist program ve serbest piyasada ısrar. AKP iktidarına muhalefet edelim ama devletleştirme programımız, emperyalizmden bağımsız bir sistem arayışımız olmasın. Ancak ne yazık ki böyle olmuyor…

Diğer nedenler ise siyasaldır. AKP iktidarını ve ülkemizdeki sömürü düzenini yenebilecek olan güç emek, cumhuriyetçilik, laiklik ve sosyalizm ekseninde yürütülecek bir siyasal faaliyet aracılığı ile açığa çıkarılabilir. Bu devrimci faaliyetin konusudur.

Bir diğer neden ise hem tarihsel hem de siyasaldır. Devrimci siyasetin bağımsızlıkçılık olarak da ifade edilebilecek olan emperyalizme karşı mücadeleyi merkeze koyarak ilerlemesi gerekmektedir. Hem NATO’cu hem de bu düzene ya da AKP iktidarına karşı olmak mümkün değil. Hem Avrupa Birlikçi olup hem de bu düzene karşı mücadele gerçekçi değil. ABD ile her düzlemde görüşüp ve anlaşıp, sonra Türkiye’nin demokratikleştirmesi gündeme getirmek inandırıcı değil.

Emperyalizmden kopuş ve kapitalizmi yıkma iradesini göstermeyen bir siyasal toplumsal hareketin varacağı noktalar düzenin belirlediği siyasal ideolojik sınırlar içerisinde kalmaya mecburdur. İşte bu yüzden düzen güçleri tarafından çizilmiş olan sınırlara mahkûm........

© Gazete Manifesto