menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

VAROLUŞSAL TEHCİR VE “BİZ”

13 0
12.02.2026

“İslam bizim için hasbelkader benimsediğimiz

ve terk etmemiz durumunda yerine başka

bir şey koyabileceğimiz bir unsur değildir.

Bizi "biz" yapan varoluşsal vatanımızdır..."

(Varoluşsal Tehcir; Ömer Kemal Buhari)

Huntington; küreselleşme sürecinde, batı ve diğerleri arasındaki çatışmaların medeniyetler arasında gerçekleşeceği tezini savunmuştu. Batı ve diğerleri denilirken esasen; batı ve İslam çatışması denilmektedir. Bu tez batının asimile edemediği bölgelerde eliminasyon yöntemiyle işgal ederek, yok etme gayretleri olarak kendini göstermiştir. Esas mesele İslam’ın ötekileştirilmesi… Ötekileştirmeyi meşru kılabilmek için sihirli kelime “islamofobi”; “İslami terör” kavramını sürekli gündemde tutarak amaçlanan “anti İslam” algısını zihinlere yerleştirmek… Anti İslam algısı esasen çift yönlü bir işlev görüyor; bir yanıyla İslam dışı unsurlara İslam’ı kötüleme amacı güderken diğer tarafta Müslümanların da kendi inançlarından tabir yerindeyse utanacak bir duruma düşürmek. Yeni Batı artık Müslümanlara karşı savaşını “daha az maliyetli” olan; İslam’ı Müslümanların gözünden ve gönlünden düşürme yöntemi ile yani “Varoluşsal Tehcir” ile yapıyor.

Yazımıza konu ve başlık olan; “Varoluşsal Tehcir” kitabı ile Ömer Kemal Buhari dünden bugüne batı karşısında Müslümanların durumunu bu kavram ile açıklıyor. “Varoluşsal tehcir kavramı; "şiddet yoluyla bir kişinin kendi varoluşunu terk edip başka bir varoluş şekline gitmesine neden olmak" olarak tanımlanabilir. Burada kastedilen coğrafi-mekânsal bir yer değiştirme operasyonu değil, kişinin bedenini, zihnini, duygularını, nefsini kimliğini ve varlığını hedef alan varoluşsal bir yer değiştirme operasyonudur..."

Bu bağlamda “Yeni Batı’nın” Müslümanlar karşısındaki tavrını ontolojik bir savaş olarak görebiliriz. Önce varoluşsal olarak........

© Gazete İpekyol