menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÖNCE İNSANA!

14 0
09.07.2026

Modern çağın, kirli bir o kadar çıkılması zor olan tuzaklarına kurban giden gençlerin, uyuşturucu ve diğer bağımlılıklara müptela olup; yaşamın karanlık dehlizlerinde ölüm kalım savaşı vermeleri insanı kahrediyor adeta. Her gün haberlere konu olan, ölümleri, krize girdi söylemleri, yakınlarının canına kastetmeleri vs; aile müessesesinin ne kadar büyük bir tehlikenin altında olduğuna işaret ederken; toplumsal olarak da nasıl bir felaketle karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.

Bu tuzağa düşenlerin Kurtuluş şansları, belki de binde birdir. Zira bu işi organize eden çeteler, etkili yerlerle koordineli olmadan; uyuşturucu vb. meretlerin ülkelere, şehirlere, mahalle ve evlerin içlerine kadar sokulmasının imkanı var mıdır?

Bataklık kurutulmadan, sineklerin neslinin tükenmeyeceğini hepimiz kabul ediyoruz değil mi? Uyuşturucu baronlarının kurmuş oldukları bu kirli tezgah yüzünden, her gün yüzlerce, belki binlerce gencin hayatı kararmaktadır. Hayalleri yıkılan ve yarınlara dair hiçbir beklentileri olmayan bu gençlerin vebali kimin/kimlerin boynunda? 

Uyuşturucuyla mücadele eden ilgili dernek ve kuruluşlar, bu amansız düşmana müptela olan ölümün acımasız pençesinden kaç kişiyi kurtarabilir ki? Kötü olanla mücadele yerine, kötülüğün kaynağıyla mücadele etmek esasken hem de!

Ailevi ve toplumsal canlar yakan, yuvalar yıkan bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzdan haberimiz var mı? Bir gece geç saatlerde çıkın Topdağı, Dede Osman, Yakubiye ve benzeri kenar mahallelerin ücra yerlerindeki mağaralara bir bakın hele... Oralarda oturanların ifadelerine göre, neler nelerle karşılaşacağınızı tahmin bile edemezsiniz diyorlar?

Bilanço o kadar korkunç ve kabarık ki, yapılanların; küçük birer pansuman veya okyanustan iğneyle su taşımaya benzemektedir. Peki, bu gençler de; (kız erkek fark etmez) her çocuk gibi masum olarak dünyaya geldiklerini, el bebek gül bebek büyütülen evlatlar ve ana kuzuları değil miydiler?

Kimi evli, kimi nişanlı, kimi iş ve aş sahibi oldukları halde; kötü ve kötülük taşıyan bazı insan müsveddelerinin yüzünden bu illete bulaşıp hayatları kararmışlar. Çepçevre tutuşmuş bir orman yangını gibi, gençlerimizi dört bir koldan kuşatmış olan söz konusu beladan; sakınmanın, sakındırmanın, kurtuluşun yolu; ailelerin ve devletin, önce insan deyip, nesli maneviyatla donatıp eğitmeleri acilen gerekmektedir. Bunun başka da yolu yoktur. 

Çünkü bu musibet bir yangın gibidir, bir tarafını söndürürken, diğer taraftan tutuşmaktadır. Pusuda bekleyen avcılar misali; şeytandan vazife alan söz konusu örgütler/çeteler; gençlerin hayatı üzerinde adeta kumar oynamaktadırlar. Kasa ve keselerinin dolmasından başka, düşüncesi olmayan bu şer şebekelerinin kökü kurutulmadan; gençlerin uyuşturucu bağımlılığı devam edecektir. Bunun altını kalın çizgilerle çiziyorum. Eğitim, eğitim dediler, uyuşturucu belası birçok, üniversite ve medrese mezunlarını bile esaretine alıp götürmedi mi? Hangi birini yazalım, kabul bağlamış hangi yarayı kaynatalım Allah aşkına?

Sadece son bir haftada Şanlıurfa'da yapılan uyuşturucu bilançosunun korkunç boyutunu öğrenmek isteyenler, il valiliği ve il emniyet müdürlüğünün paylaşmış oldukları verilere bakmaları yeterlidir. Evet, kabul etsek de etmesek de biz toplumsal olarak insanı maddeye........

© Gazete İpekyol