menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÇOCUKLARIMIZI KİM/KİMLER EĞİTİYOR?

8 0
28.07.2026

Modern çağın, eğitim ve öğretim kurumlarındaki mevcut müfredat; çocukları kesinlikle eğitmiyor, çocukların ruhi ve fiziki yapısını doyuracak şekilde insan fıtratına gerekli olan şeyleri öğretemiyor. Aksine, eritip öğütmektedir... İlkokula başlayan bir çocuğa, ta üniversiteye kadar; sadece fenni/bilim ağırlıklı bilgilerin verilmesinin sonucunu hep birlikte görüyor ve seyrediyoruz. Çocuğunuz sınavda, tam beş yüz puan alıp ülke birincisi olabilir. Fakat aynı çocuk, helal ve haram nedir, şirk nedir, Rububiyet, Uluhiyet ve Ubudiyet nedir öğrenmezse; topluma fayda yerine zararlı birer insana dönüşürler. Yüksek öğretim kurumlarında öğretim görevlisi olan bir kesimin bu gün, birçok genci nasıl zehirlediklerini bilmeyen mi var?

İstisnaların haricinde, genel tablo korkutucu, kaygı verici ve toplumun temel dinamiği olan aile müessesesini salandırmaktadır. Çocuklar, gençler manevi olarak eğitilmediklerinden dolayı, sonuç herkesin malumu. Çok da fazla izaha gerek bırakmadan, gençlerimiz geleceğimizin teminatıdır diye kasılanların gençliği getirdikleri sonuç; oradadır. Uyuşturucu, fuhuş, nikahsız birliktelikler, çıplaklık kültürü ve kültürel çıplaklık, taciz ve tecavüzler, büyüklerini takmayan, harama özenen bir neslin fotoğraf orta yerde enkaz gibi durmaktadır!

Hani, Rabbimizin ilk emri "OKU" idi... Öyle ya, şayet bu söylem istismardan uzak olup; Yaratan Rabbinin adıyal "OKU" emrine uygun olsaydı; bu gün ecnebilerin memleketlerini geride bırakan şehirler değil; daha medeni ve daha ağırlığı olan kentlerimiz ve ailelerimiz olacaktı. Demek ki, burada bir sıkıntı söz konusudur... Uğraş uğraş, ama olumlu bir sonuç elde edilemiyorsa; ki edilemiyor, o zaman bu ülkenin eğitimcilerinin, sözü geçen yetkililerinin bir araya gelip bu işi masaya yatırmaları lazım değil mi? Toplumsal yırtık gün geçtikçe büyürken, yapıştırılan yamalar ise yırtığı kapatmaya küçük geliyor...

O zaman, bu işin durup üzerinde aklı selim ile düşünmek gerek. Şu hakikati ister kabul etsinler ister etmesinler; çocuklarını ve ailelerini Allah'ın emir ve yasaklarına göre eğitmedikleri sürece; her kapıya birer polis, birer asker dikseler dahi; kötülerin ve kötülüklerin önüne geçemezler. Zira, herkesin  polisi de askeri de kendi inancıdır/imanıdır! İşin aslı nedir? İşin aslı, bataklığı kurutmaktır. Ne demek bataklığı kurutmak? Mayası İslam olan bir topluma, ithal eğitim müfredatlarını beşeri yasalarla dayatmaktan vaz geçip; kendi yerli/İslami eğitimine geçiş yapmaktır. Bunun başka yolu da yoktur.

Bakınız Efendimiz Hz Muhammed (s.a.v)'in, sorumlukluk ve eğitim ile alakalı şu hadisi şerifi; bize dünya ve ahiret saadetine kavuşmanın; vazifelerimizi hakkıyla yerine getirmemize bağlı olduğunu şu şekilde........

© Gazete İpekyol