TİMSAH GÖZYAŞLARI
Doğa, kendisine ait olanı geri almak konusunda dünyanın en sabırlı ve en kararlı alacaklısıdır. Biz insanlar ise bu alacağı unutmaya, doğanın mirasının üzerine beton dökerek onu saklamaya pek meraklıyız. Geçtiğimiz günlerde yaşanan sel felaketi, bize acı bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Dere yatağına ev yapmak, doğaya açıkça meydan okumaktır; ancak bu meydan okumaya göz yummak, doğrudan halkın canına kastetmektir.
O evler dikilirken neredeydiniz?
Yıllar önce derenin tam ortasına, suyun akış yoluna o ilk briket konulurken, o temeller kazılırken bu şehrin "şehremini" yani belediyesi neredeydi? İstihdam edilen yüzlerce zabıta memuru, koca bir bina dere yatağının kalbine inşa edilirken hangi "önemli" işlerle meşguldü?
Söyleyeyim… "Fakir fukaranın evini mi yıkacağız?" popülizminin arkasına sığınıyorlardı. Bir yapının yükselmesi aylar, bazen yıllar sürer. Bu süreçte belediyenin imar müdürlüğü, denetim ekipleri ve fen işleri bu inşaatları görmediyse burada liyakat sorunu vardır. Eğer gördüler ve ses çıkarmadılar ise durum ihmalden öteye geçer ve suç ortaklığına........
