VAZGEÇMEK Mİ, DEVAM ETMEK Mİ?
Zor zamanlar, insanın hem kendisiyle hem de hayatla kurduğu ilişkinin en çıplak hâliyle ortaya çıktığı anlardır. Kriz dediğimiz dönemler yalnızca yıkım değil, aynı zamanda yeniden yapılanmanın, anlam arayışının ve psikolojik esnekliğin geliştiği eşiklerdir. Nitekim Viktor Frankl insanın en zor koşullarda bile hayata tutunmasını sağlayan şeyin “anlam bulma kapasitesi” olduğunu vurgular. Bu bakış açısı, zor zamanların içinde kaybolmak yerine, onlarla birlikte dönüşebilmenin mümkün olduğunu gösterir.
İnsan zihni çoğu zaman acıyı ortadan kaldırmaya çalışır. Oysa Carl Rogers’ın da işaret ettiği gibi, duygularımızı inkâr etmek yerine onları kabul etmek, iyileşmenin ilk adımıdır. Zor zamanlarda güçlü olmak, her şeyi kontrol etmek ya da hiç sarsılmamak değildir. Güçlü olmak, kırılganlığı taşıyabilmek, belirsizliğe rağmen adım atabilmek ve gerektiğinde destek arayabilmektir. Bu noktada psikolojik dayanıklılık, doğuştan gelen bir özellik değil, öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir beceridir.
Zorlayıcı süreçlerde........
