GÖSTERİŞ BUDALALIĞI
İnsanın kendini beğenmesi ile kendini sergilemesi arasında ince ama önemli bir fark vardır. İlki, ruh sağlığının doğal bir parçasıyken ikincisi çoğu zaman iç dünyadaki bir boşluğun vitrine çıkarılmış hâlidir. İnsan, sahip olduklarını paylaşmaktan çok, başkalarının gözünde neye dönüştüğünü yönetmeye çalışıyor.
Psikolojik açıdan bakıldığında gösteriş budalalığı, çoğu zaman basit bir kibir meselesi değildir. Evet, dışarıdan bakınca böbürlenme, abartı, dikkat çekme çabası olarak görünür. Ama bu davranışın derininde çoğu zaman kırılgan bir benlik saygısı, onaylanma ihtiyacı ve değersizlik korkusu bulunur. Kendisini olduğu haliyle yeterli hissedemeyen kişi, değerini semboller üzerinden ispat etmeye yönelir; marka, unvan, çevre, lüks, görünürlük, erişim, ayrıcalık. Aslında gösterdiği şey çoğu zaman gücü değil, güç ihtiyacıdır.
Modern hayat bu eğilimi besliyor. Sosyal medya çağında yaşadığımız için artık sadece yaşamak yetmiyor, yaşadığımızı göstermemiz, hatta mümkünse parlatmamız bekleniyor. Tatil, yemek, başarı, ilişki, hatta yardımseverlik bile bazen içten bir deneyim olmaktan çıkıp teşhire dönüşüyor. Kimi insanlar bir anı yaşamıyor, o anın........
