menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÇOCUK SUÇLULUĞU VE AHLAK PSİKOLOJİSİ

17 0
20.04.2026

Son zamanlarda toplumun en kırılgan kesimi olan çocukların, şiddetin yalnızca mağduru değil aynı zamanda öznesi haline geldiğini giderek daha sık görüyoruz. Okullarda akranlarına yönelik saldırılar, hatta ölümle sonuçlanan vakalar artık istisna olmaktan çıkıp küresel bir sorunun parçası haline geldi. Bu durum, yalnızca güvenlik meselesi değil, aynı zamanda derin bir psikolojik, gelişimsel ve ahlaki krizdir.

Bir psikolog olarak bu tabloya baktığımda, çocuk suçluluğunu sadece bireysel patolojilerle açıklamanın yetersiz olduğunu söylemek gerekir. Çocuğun davranışı, içinde bulunduğu ekosistemin bir yansımasıdır: aile, okul, medya, sosyal çevre ve daha geniş anlamda toplumun değerler sistemi.

Ahlak psikolojisi bize, çocukların doğuştan iyi ya da kötü olmadığını; ahlaki yargıların zamanla, etkileşimler aracılığıyla geliştiğini söyler. Empati kurma, başkasının acısını anlayabilme ve dürtü kontrolü gibi beceriler öğrenilir. Ancak bu öğrenme süreci sekteye uğradığında, çocuk için doğru ve yanlış arasındaki sınırlar bulanıklaşır.

Jean Piaget, çocukların ahlaki gelişimini incelerken onların kuralları nasıl algıladıklarına odaklanır. Piaget’ye göre küçük çocuklar heteronom ahlak dönemindedir, yani kurallar dışarıdan gelir, değişmez ve otoriteye bağlıdır. Ancak gelişim ilerledikçe çocuk, otonom ahlak aşamasına geçer ve kuralların insanlar tarafından konduğunu, dolayısıyla değişebilir olduğunu kavrar. Bu geçişin sağlıklı gerçekleşebilmesi için çocukların sosyal etkileşime, tartışmaya ve sonuçlarla yüzleşmeye ihtiyacı vardır. Eğer bir çocuk sürekli korunur, hatalarının sonuçlarıyla karşılaşmazsa, bu geçiş sekteye uğrar. Kurallar ya anlamsızlaşır ya da tamamen dışsal kalır.

Bu noktada Lawrence........

© Gazete İpekyol