ÇAĞIN HASTALIĞI: BİREYSELLEŞME
Her çağ, insanlığa hem umut hem de imtihan sunar. Kendine özgü güzellikleri olduğu kadar kötülükleri de vardır. Hayatı yaşanmaya değer kılan ise bütün kötülüklere rağmen varlığını koruyan güzelliklerdir. İnsan, var olduğu ilk günden bu yana bitmek bilmeyen bir imtihanın içindedir. Bu imtihan yalnızca bireysel değildir; her çağ, kendi şartlarıyla, kendi zorluklarıyla ve kendi kötülükleriyle insanı yeniden sınar. İnsan, kişisel hayatında karşılaştığı sıkıntılarla mücadele ederken aynı zamanda yaşadığı toplumun ve çağın yükünü de omuzlarında taşır.
Bireysel zorluklara karşı direnmek çoğu zaman insanın kendi iradesiyle mümkündür. Ancak çağın ortaya çıkardığı sorunlar, bireyin tek başına çözebileceği meseleler değildir. Eğer yaşanılan dönem geleceğe dair umut taşıyorsa insan, bütün sıkıntılarına rağmen yaşama tutunacak bir neden bulabilir. Umut, en ağır yüklerin bile taşınmasını sağlayan görünmez bir güçtür. Fakat çağın kendisi umudu tüketmeye başladığında, bireyin direnci de giderek zayıflar. Böyle zamanlarda çözüm yalnızca bireysel çabada değil, toplumsal dayanışmada aranmalıdır.
Bugün içinde bulunduğumuz çağ tam da böyle bir dönemdir. Belki de insanlık tarihinin en karmaşık, en çelişkili ve en sarsıcı zamanlarından birini yaşıyoruz. Samimiyetin, ahlaki değerlerin, güvenin ve sevginin aşındığı; insana dair duygusal, zihinsel ve davranışsal bağların giderek zayıfladığı bir çağın içindeyiz. Bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolaylaşırken hakikate ulaşmak zorlaşıyor; iletişim araçları çoğalırken insanlar birbirine yabancılaşıyor.........
