menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

YEMEĞİN RUHUNU KAYBETMEK

11 0
20.01.2025

Sosyal medya ve dijital platformların gelişmesi ve yükselişi, yemek kültürünü ve bu kültürün toplumsal anlamını köklü bir şekilde değiştirdi. Özellikle işletme sahipleri ve içerik üreticileri, yemeklerini sadece tüketim amacıyla değil, görsel bir şova dönüştürerek sunuyorlar. Bu şovlar, çoğu zaman hem İslami ölçülere hem de toplumsal ahlak kurallarına aykırı bir şekilde gerçekleşiyor. Tabağı güzelleştirmek, yemeği cazip kılmak anlaşılabilir bir pazarlama stratejisi olabilir. Ancak, iki kişinin doyması gereken bir kebabı devasa bir şekilde lavaşa sarıp, içine döner, kuşbaşı ve diğer ağır malzemeleri ekleyerek, abartılı bir şekilde kameralar karşısında yemeye çalışmak, sadece fiziksel bir aşırılık değil, aynı zamanda manevi bir yozlaşmadır.

Yemek, sadece bedeni doyurmak için tüketilen bir ihtiyaç değildir. İnsanlık tarihine baktığımızda, yemeğin her zaman bir sosyal bağ kurma, paylaşma ve şükretme aracı olduğunu görürüz. Geleneksel sofralar, aile bireylerini bir araya getiren, insanların huzur ve sohbet içinde yemek yedikleri kutsal bir ortamdır. Bu ortam, yemeği bir gösteriden çok bir paylaşım ve ibadet vesilesi kılar. İslam kültüründe yemek, Allah’a şükrün somut bir ifadesidir. İhtiyacından fazlasını tüketmemek, israf etmemek ve paylaşmak, temel ahlaki ilkeler arasındadır. Ancak bugün sosyal medya trendleri, yemeğin bu anlamını adeta yok ediyor. Bir tabakta üç farklı yemek türünün abartılı şekilde birleşmesi, her biri bir diğerinin lezzetini bastıracak şekilde........

© Gazete İpekyol