menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

RAMAZANIN MAHİYETİ

10 0
24.02.2026

İslam’dan önce savaşlar, saldırılar, yağmacılık ve soygunlarla keşmekeş bir hayat süren Arabistan toplumu, Kur’an ifadesiyle “ümmî” yani okuryazar olmayan bir toplumdu. Düzenli bir devlet yapısına sahip olmadıkları gibi, düzenli bir takvimleri de bulunmuyordu. Savaş ve her türlü baskınların yasak olduğu haram ayları biliyorlardı ama istedikleri zaman haram ayların yerlerini değiştirerek her türlü şenaati işliyorlardı. Nesi’ adı verilen bu tutum, Kur’an-ı Kerim’de şöyle yerilmektedir: “Nesi’, (Haram ayların yerini değiştirme), ancak küfürde ileri gitmektir. Kâfirler bununla sapıklığa düşüyor ve Allah'ın haram kıldığı süreyi denkleştirmek için onu bir yıl helâl, bir başka yıl da haram kabul ediyorlar; böylece Allah'ın haram kıldığı şeyi helâl sayıyorlar. Kötülükleri onlara işte böyle hoş görünüyor. Kâfirler güruhunu Allah hidayete erdirmez.” (Tevbe, 37)

İslam öncesi dönemde, hem ay hesabı hem de güneş hesabının bir arada kullanılmasından oluşan bir takvim revaçtaydı. Söz konusu bu takvime göre, Kameri ayların isimleri aynen kullanılıyordu ama senede 13 ay bulunuyordu. Çünkü ay hesabına göre bir yıl, güneş yılından on gün eksik olduğundan ayların yeri sürekli değişir. Araplar bu ayları sabitleştirmek için, her biri 28 gün olan 13 aylık yıl hesabını kullanıyorlardı. Bu durumu ayların isimlerinden de anlamak mümkündür. Örneğin kameri aylardan olan Ramazan ayı “Ramda’” kökünden olup “aşırı sıcaklık” anlamındadır. Çünkü Cahiliye döneminde Ramazan ayı her zaman temmuz ayında bulunuyordu. Sıcakların fazlalığından ötürü bu isim verilmişti. Aynı şekilde peygamber (ASV)’ın doğduğu ay olan Rebiu’l-evvel ayının ismindeki Rebi’ kelimesi “bahar” anlamındadır. Peygamber (ASV)’ın doğumunun miladi takvimle 20 Nisan olarak tespit edilmesi de Rebiu’l-evvel ayının anlamıyla uyumlu olarak bahar ayı olduğunu doğrulamaktadır.

Kur’an-ı Kerim, güneş ve ay hesabını birbirine karıştırıldığı 13 aylık hatalı takvim uygulamasına son verdi. Nazil olan ayette şöyle buyruluyordu: 

“Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, dosdoğru dindir. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Müşrikler nasıl ki sizinle topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlara karşı topyekûn savaşın. Bilin ki, Allah takva sahipleriyle beraberdir.” (Tevbe, 36) Kur’an’ın bu ayeti,........

© Gazete İpekyol