menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

YORGUN BİR ÖMRÜN SESİZ ÇIĞLIĞI; EMEKLİLER

10 0
18.04.2026

Bu ülkede yaklaşık on altı milyon insan, hayatlarının en zor dönemini “emeklilik” adı altında yaşamaya çalışıyor. Oysa emeklilik, bir insanın ömrü boyunca verdiği emeğin karşılığını huzurla dinlendiği, nefes aldığı bir dönem olmalıydı. Bugün ise emeklilik, geçim derdiyle boğuşmanın, yoklukla sınanmanın ve çoğu zaman görünmez olmanın adı haline geldi. Ortalama yirmi dört bin lira aylıkla yaşamaya çalışan milyonlar… Pazarda sebze-meyve tezgâhlarına bakıp geri dönen, market raflarına sadece göz gezdirebilen insanlar… Bu manzara bir istatistik değil, her gün karşılaştığımız bir gerçek. Bir zamanlar alın teriyle fabrikalarda, tarlalarda, atölyelerde çalışan, çocuk büyüten, ülke ekonomisine omuz veren insanlar bugün temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanıyor.

Daha acısı, bu insanların büyük bir kısmı açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Emeklilik maaşıyla geçinemeyenler, yeniden çalışmak zorunda kalıyor. İnşaatlarda, pazarlarda, küçük işlerde… Yaşlarının çok ötesinde bir yorgunlukla, çoğu zaman güvencesiz koşullarda çalışıyorlar. Ve ne yazık ki bazıları, hayatlarının son döneminde de çalışırken hayata veda ediyor. Bu tablo sadece ekonomik bir sorun değil; aynı zamanda vicdani bir meseledir. Çünkü bu insanlar, bu ülkenin bugünlere gelmesinde pay sahibi olan kuşaklardır. Gençliklerini, sağlıklarını, umutlarını bu ülkenin geleceği için harcadılar. Karşılığında ise insanca yaşamak bir yana, hayatta kalma mücadelesine mahkûm edildiler. Oysa olması gereken çok basit: Emeklilik, bir ödül olmalıydı. Bu insanlar torunlarıyla parkta vakit geçirmeli, hayatlarında belki ilk kez bir tatil yapabilmeli, hiç görmedikleri şehirleri gezebilmeli, denizi sadece uzaktan değil, içine girerek hissedebilmeliydi. Hayatlarının kalan kısmını huzurla, onurla ve güven içinde geçirmeliydiler.

Ama bugün gerçekler farklı. Bugün emekliler, hayatlarının en kırılgan döneminde de yalnız bırakılmış durumda. Sosyal devletin en temel görevi, en zayıf olanı korumaktır. Eğer bir ülkede emekliler geçinemiyorsa, o ülkede adaletten, refahtan ve eşitlikten söz etmek zorlaşır. Kendi adıma utanıyorum. Çünkü bu tablo, sadece bir ekonomik politikanın sonucu değil, aynı zamanda toplumsal bir sessizliğin de sonucudur. Bu sessizlik, emeklilerin görünmezliğini daha da derinleştiriyor. Artık sormak gerekiyor: Bir ömrün karşılığı bu mu olmalıydı? Belki de en temel soruyu yeniden hatırlamalıyız: İnsan, çalıştığı kadar mı değerlidir, yoksa insan olduğu için mi? Cevabı biliyoruz. Ama bu cevabı hayata geçiremediğimiz sürece, milyonlarca emeklinin sessiz çığlığı büyümeye devam edecek.  


© Gazete Gerçek