ONUR’UN YAŞAM MÜCADELESİ
Onur sabahları erken kalkmayı alışkanlıktan çok zorunluluktan öğrenmişti. Güneş doğmadan uyanır, sessizce hazırlanır, çocuklarının uykusunu bölmemeye özen gösterirdi. Çünkü onların huzurlu uykusu, kendi yorgunluğunu bir an olsun unutturuyordu. Üç çocuğu ve eşiyle kurduğu küçük dünyası, dışarıdan bakıldığında sade bir hayat gibi görünse de içinde büyük bir direniş barındırıyordu.
Yaşamın sadece karın doyurmaktan ibaret olmadığını, belki de en acı şekilde öğrenmişti Onur. Market raflarında dolaşırken sadece ihtiyaçları hesaplamak, pazarda en ucuzunu aramak, faturaları günü gününe değil, günü geldiğinde nasıl ödeyeceğini düşünmek… Bunlar hayatın gerçeğiydi. Ama Onur’un içinde başka bir gerçek daha vardı; insanın sadece yaşaması değil, iyi yaşaması gerektiği gerçeği. İyi yaşamak… Bu kelime onun zihninde bambaşka anlamlar taşıyordu. Bir akşam ailesiyle tiyatroya gitmek,........
