KUŞATILMIŞ BİR ÜLKE VE AYDIN SORUMLULUĞU
Tarih bize şunu defalarca göstermiştir: Büyük güçler yalnızca silahlarla değil, ekonomiyle, diplomasiyle, medya aracılığıyla ve toplumsal algılar üzerinden de mücadele eder. Coğrafyalar yeniden şekillenirken sınırlar kadar zihinler de yeniden inşa edilmeye çalışılır. Bugün yaşadığımız dünyanın en önemli mücadele alanlarından biri de budur. Türkiye, tarihsel konumu nedeniyle yalnızca bir ülke değil; Balkanlar, Kafkaslar, Karadeniz, Akdeniz ve Ortadoğu'nun kesiştiği stratejik bir merkezdir. Böylesi bir coğrafyada hiçbir gelişme yalnızca iç dinamiklerle açıklanamaz. Aynı şekilde her sorunu bütünüyle dış güçlere bağlamak da sağlıklı bir analiz değildir. Gerçek, çoğu zaman bu iki yaklaşımın arasında durmaktadır.
Ortadoğu'nun son otuz yılına baktığımızda savaşların, etnik gerilimlerin, enerji rekabetinin ve göç hareketlerinin birbirini beslediği görülmektedir. Kimi siyaset bilimciler bunu küresel güç rekabetinin doğal sonucu olarak değerlendirirken, kimileri de uzun vadeli jeopolitik projelerin etkisine dikkat çekmektedir. Bu tartışmaların ortak noktası ise şudur: Bölgenin istikrarsızlığı en çok bölge halklarını yoksullaştırmaktadır. Türkiye de bu süreçten bağımsız........
