menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MORATORYUM!

2 0
previous day

Bu kelime kulağına aşina gelenleriniz mutlaka vardır ya da ekonomi bilgisi sayesinde bilenler. Ama birçoğunuzun ilk defa duyduğundan eminim! Moratoryum; borçlunun ödeme gücünü kaybetmesi nedeniyle borçlarını vadesinde ödeyemeyeceğini ve bir süre erteleme talep ettiğini alacaklılarına duyurmasıdır yani. Ekonomik olarak battığını, bir nevi dosta düşmana, dünya aleme ilan etmesidir. Moratoryum, sadece devletler (kamu maliyesi) için değil şirketler ve bireyler için de geçerli bir borç ödeme erteleme mekanizmasıdır. Amaaaa! Öyle hemen tercih edilecek bir mekanizma değildir. Çünkü "ben öldüm üstüme toprak atın" demeye gelir ki ekonomide aslında utanılacak bir durumdur. İtibarınızı kaybedersiniz çünkü…

Moratoryum, bir ülkenin borçlarını ödeyemeyeceğini açıklamasıdır bir anlamda. Genellikle bir antlaşmayla ve yeni bir ödeme planıyla sonuçlanır. Türkiye yakın ve uzak geçmişinde iki kez moratoryum ilan etmişti. İlki Osmanlı döneminde Sultan II. Abdülhamid zamanındaydı, 1876'da.  Kırım Savaşı ile başlayan yoğun dış borçlanma sonucu borçlar ödenemez hale gelmiş, devlet moratoryum ilan etmişti. Bu süreç, Düyun-u Umumiye (Genel Borçlar İdaresi) kurulmasına yol açmıştı.

İkinci moratoryum ise 1958'de Adnan Menderes başbakanlığındaki hükümet dönemindeydi. Menderes hükümeti, ekonomik darboğaz nedeniyle dış borç ödemelerini erteleyerek moratoryum ilan etmişti. Moratoryum ilan edildiğinde ne olur; borç ödemeleri askıya alınır. Borçlu taraf, alacaklılara ödemeleri geçici olarak durdurur. Ülkenin veya kurumun kredi notu düşer, dış finansman kaynaklarına erişim zorlaşır. Ayrıca borçlanma maliyetleri artar, itibar kaybı nedeniyle borçlanma faizleri yükselir. Yani çoğunlukla "son çare" olarak başvurulan bu durumdur moratoryum… Birde iflastan farklı olarak borç silinmez, zaman kazanılır moratoryumda. 

Bu moratoryum meselesini neden kaleme aldığıma gelince: Türkiye’de bireysel borçluluk her geçen gün rekor üstüne rekor kırıyor! Geçtiğimiz günlerde TBMM’ye yeni bir kanun teklifi sunuldu. Bu teklifte, borçların yeniden yapılandırılması ve ödeme kolaylığı sağlanması amaçlanıyor. Teklifin gerekçesine bakıyorsunuz ki, oturup ağlayacak bir haldeyiz; İcra dairelerindeki toplam dosya sayısının 35 milyon 284 bin 514’e yükseldiği belirtiliyor gerekçede. Ve borç hacmi ise trilyonlar seviyesinde. Teklifte yer alan verilere göre bankacılık sektöründe tüketici kredileri ve bireysel kredi kartı borçları Nisan 2026 itibarıyla 6 trilyon 59 milyar 932 milyon TL’ye ulaşmış durumda. Bu tutarın bir yıl önce 4 trilyon 112 milyar 738 milyon TL seviyesinde olduğu, böylece yıllık bazda yaklaşık yüzde 47,3 artış gerçekleştiği belirtiliyor.

Bakın daha neler var o teklifte: Tüketici kredileri 3 trilyon TL’nin üzerine çıkmış durumda. Bireysel kredi kartı borçlarının ise 3 trilyon TL seviyesine ulaştığı ifade ediliyor. Buna göre artış oranı kredi kartı borçlarında yüzde 50’nin üzerine çıkmış halde. Ayrıca, yurttaşların 2026 yılının ilk iki ayında bankalara toplam 229 milyar 400 milyon TL faiz ödediği belirtiliyor. Son bir ayda icra takibine alınan kredi miktarının 6,3 milyar TL artarak 646,2 milyar TL’ye yükseldiği de vurgulanıyor.

Buna göre "Batık kredi" miktarı ise, 2025 yılında yüzde 101 oranında artmış halde. Yılın başında da geçen yılın son dönemine göre yüzde 11,8'lik bir yükseliş var. Manzara bu şekilde! Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları sadece kredi ya da kredi kartından dolayı değil, faiz ve gecikme kaynaklı ek maliyetlerle, batmış durumdalar, nefes alamaz haldeler. Ne demiştik yukarıda. Sadece devletler değil, bireyler de moratoryum ilan edebilirler. Yakında tek tek bireylerin de öldüm, gelin üzerime toprak atın anlamına gelecek moratoryumu ilan etmeye başladıklarını görürseniz şaşırmayın derim!


© Gazete Gerçek