menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

PİYASAYA GÖRE GÜZEL KAZANIYORUM AMA…

7 0
15.04.2026

Piyasaya göre güzel kazanıyorum ama… Üstelik kira da vermiyorum. Normal şartlarda bu cümleden sonra insanın oldukça rahat bir hayat sürmesi gerekir. Ekonomi teorisi bunu söylüyor. Kira yoksa insanın biraz nefes alması lazım. Hatta ay sonunda kenara üç beş bir şey koyması, geleceğe umutla bakması falan gerekir. Ama hayat teorik kitaplara pek benzemiyor. Mesela market alışverişi artık bir ihtiyaç değil, küçük çaplı bir finansal operasyon gibi. Eskiden markete listeyle gidilirdi. Şimdi markete giderken insan içinden dua ediyor. Sepete bakıyorsun: Biraz sebze, biraz meyve, yoğurt, ekmek… Kasaya geliyorsun. Kasiyer rakamı söylüyor. İnsan o an bir süre sessiz kalıyor. Çünkü aklına şu soru geliyor: “Ben az önce alışveriş mi yaptım, yoksa küçük bir işletmeye yatırım mı yaptım?” Ama mesele sadece market değil. Bir de çocuk ekonomisi var. Çocukların finans anlayışı çok farklı çalışıyor. Onlara göre dünyada iki tür para vardır: Anne kartı ve baba kartı. Ve bu kartların limiti sonsuzdur. Mesela çocuk diyor ki: “Anne bunu alalım.” “Pahalı kızım.” “Tamam kartla al.” Çünkü onların dünyasında kart bir ödeme aracı değil, sihirli bir değnek. Makine bip der… Ve hayat devam eder. Biz ise o bip sesini duyunca içimizden sessizce şu cümleyi kurarız: “Bir şey oldu ama henüz muhasebesini yapamadık.” Sonuç olarak evet… Piyasaya göre güzel kazanıyorum. Kira da vermiyorum. Ama yine de ayın ortasında cüzdana bakıp aynı cümleyi kuruyorum: “Bu para nereye gitti?” Galiba paranın da bizim gibi bir huyu var… O da piyasaya ayak uydurmaya çalışıyor.

PİYASAYA GÖRE GÜZEL KAZANIYORUM AMA…

Piyasaya göre güzel kazanıyorum ama… Üstelik kira da vermiyorum. Normal şartlarda bu cümleden sonra insanın oldukça rahat bir hayat sürmesi gerekir. Ekonomi teorisi bunu söylüyor. Kira yoksa insanın biraz nefes alması lazım. Hatta ay sonunda kenara üç beş bir şey koyması, geleceğe umutla bakması falan gerekir. Ama hayat teorik kitaplara pek benzemiyor. Mesela market alışverişi artık bir ihtiyaç değil, küçük çaplı bir finansal operasyon gibi. Eskiden markete listeyle gidilirdi. Şimdi markete giderken insan içinden dua ediyor. Sepete bakıyorsun: Biraz sebze, biraz meyve, yoğurt, ekmek… Kasaya geliyorsun. Kasiyer rakamı söylüyor. İnsan o an bir süre sessiz kalıyor. Çünkü aklına şu soru geliyor: “Ben az önce alışveriş mi yaptım, yoksa küçük bir işletmeye yatırım mı yaptım?” Ama mesele sadece market değil. Bir de çocuk ekonomisi var. Çocukların finans anlayışı çok farklı çalışıyor. Onlara göre dünyada iki tür para vardır: Anne kartı ve baba kartı. Ve bu kartların limiti sonsuzdur. Mesela çocuk diyor ki: “Anne bunu alalım.” “Pahalı kızım.” “Tamam kartla al.” Çünkü onların dünyasında kart bir ödeme aracı değil, sihirli bir değnek. Makine bip der… Ve hayat devam eder. Biz ise o bip sesini duyunca içimizden sessizce şu cümleyi kurarız: “Bir şey oldu ama henüz muhasebesini yapamadık.” Sonuç olarak evet… Piyasaya göre güzel kazanıyorum. Kira da vermiyorum. Ama yine de ayın ortasında cüzdana bakıp aynı cümleyi kuruyorum: “Bu para nereye gitti?” Galiba paranın da bizim gibi bir huyu var… O da piyasaya ayak uydurmaya çalışıyor.


© Gazete Gerçek