menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CÜZDANIM NEDEN KÜÇÜLÜYOR?

11 0
01.04.2026

Ekonomik krizler genelde ülkelerin yanlış politikalarıyla, küresel piyasalarla ya da finansal balonlarla açıklanır. Benimki ise daha basit: Benim ekonomik krizimin adı Ela. Bilimsel olarak konuşalım. Psikolojide buna “ebeveynlerin sınır koyma zorluğu” deniyor. Davranış bilimciler der ki; çocuk bir istekte bulunur, ebeveyn hayır diyemezse çocuk bunu öğrenir ve talep davranışı pekişir. Bilimsel adı bu. Benim evdeki adı ise: “Anne bak çok tatlı değil mi, alalım mı?” Bu cümle ekonomik dengeleri yerle bir eden bir nükleer başlık gibi çalışıyor. Davranış psikolojisine göre çocuklar özellikle görsel uyaranlara karşı çok hassastır. Yani oyuncakçı vitrinleri, kırtasiye rafları, balonlar, parlayan tokalar…  Hepsi küçük bir insanın beyninde dopamin patlaması yaratır. Aynı anda benim beynimde de başka bir şey oluyor: “Ya almazsam üzülür mü?” Ve işte tam o anda ekonomi çöküyor. Normal bir ebeveyn şöyle davranır: “Hayır kızım, buna ihtiyacın yok.” Benim versiyonum ise şöyle: “Buna ihtiyacın yok ama neyse alalım.” Araştırmalar gösteriyor ki çocukların mutluluğu için sürekli ödül vermek uzun vadede doğru bir yöntem değil. Çünkü çocuk, istediği her şeye ulaşabileceğini düşünmeye başlıyor. Bu bilimsel bir gerçek. Ama bilim insanları bir şeyi hesaba katmamış: Çocuğun o sırada yaptığı dudak bükme hareketi. O küçük dudak bükme hareketi var ya… Birleşmiş Milletler yaptırım gücünde. Ekonomik tabloyu anlatayım: Evden “sadece ekmek alıp geleceğim” diye çıkıyorum. Eve dönünce elimde slime, toka, balon, üç tane gereksiz oyuncak ve 1000 liralık fiş oluyor. Bu noktada ben artık anne değilim. Ben çocuk kaynaklı bir tüketim ekonomisinin sponsoruyum. Davranış bilimciler der ki çocuklara sınır koymak onların güven duygusunu artırır. Çünkü sınırlar çocukların dünyayı anlamasına yardımcı olur. Ela’nın dünyasında ise sınır şöyle: “Annem biraz direniyor ama sonunda yine alıyor.” Bir gün ciddi ciddi düşündüm. Bu gidişle iki seçenek var: Ya ben “hayır” demeyi öğreneceğim. Ya da Ela’nın taleplerine göre yeni bir ekonomik sistem kuracağız. Mesela “Oyuncak Bazlı Ekonomi”. Merkez Bankası yerine Kırtasiye Bankası olacak. Faiz yerine çikolata oranı belirlenecek. Sonuç olarak şunu fark ettim: Anne olmak insanın kalbini büyütüyor ama cüzdanını küçültüyor. Ve ben bugün şunu kabul ediyorum: Bir ülkenin ekonomisini yönetmek muhtemelen zor bir iş. Ama oyuncakçıda “anne lütfen” diyen bir çocuğa hayır demek… İşte asıl makroekonomi budur.


© Gazete Gerçek