menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hikmet meclisi

13 0
23.01.2026

İnsan, evrende yer kaplayan bir cisim değil, anlam arayan ve anlam üreten bir varlıktır. Bu arayışın ilk durağı zihindir; ancak zihin, yalnızca bilgi biriktirmek değil, o bilgi hayatın tam merkezinde meşaleye dönüştüğünde anlam kazanır. Düşünen bireyden direnen topluma giden yol, sadece sosyolojik bir değişim değildir. Kökleri vahye, dalları ise eyleme uzanan bir varoluş mücadelesidir. Düşünen birey, ben biliyorum diyen değil, bildikleriyle kendini tanışan, keşfini sürdüren kişidir. Taklidin prangalarından kurtulup hakikati kavrama ve yaşama özgürlüğüne ulaşmaktır. Seçkin ve seçilmiş olduğunu bilmektir.

Düşünmenin ontolojik kökenlerine baktığımızda, Kur’an’ın insanı adeta bir tefekkür havzasına yönelttiğini görürüz. Rabbimiz; akletmeyi, tezekkürü, tefekkürü ve nazar etmeyi yüzlerce kez hatırlatarak bize şunu hatırlatmaktadır: Taklit, imanın düşmanı, hakiki iman ise teslimiyete ulaşmış müminlerin imanıdır. Birey, sadece atalarından gördüğü için inanıyorsa veya toplumun genel rüzgârına göre yön tayin ediyorsa, o kişi henüz benliğini bulamamıştır. Kur’an’ın sıklıkla sorduğu "Hâlâ akıl etmiyor musunuz?" sorusu, aslında bir uyanış sarsıntısıdır. İnsanın dış dünyayı (afakî) bir ayna gibi izlemesi, kendi ruhi derinliklerine (enfüsî) bir kuyu kazması ve tarihin tozlu sayfalarındaki kıssalardan bugüne dair dersler çıkarması, düşüncenin ilk aşamasıdır. Bu bir nazar yani bakmakla yetinmeyip görme eylemidir. Düşünmek, modern dünya için sadece bir veri toplayıp istifleme sürecidir. Ancak bizim perspektifimizde düşünmek, bir ibadet ve varoluş biçimidir. Kur’an’ın kavram haritası bize gösteriyor ki; akıl, pasif bir kabul aracı değil, aktif bir keşif makinesidir. Şair İsmet Özel “Amentü” şiirinde şöyle yazar:

“Aşk ve ölüm bana yeniden

Su ve ateş ve toprak

Yeniden yorumlandı

Dilce susup

Bedence konuşulan bir çağda

Biliyorum kolay anlaşılmayacak

Kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın”

Ancak düşünmek, sadece zihni bir eksersiz değildir. Düşünce, karakterimizi oluşturduğunda şahsiyet doğar. Bireyin düşünen bir özneye dönüşmesi için merakın ve eleştirel bakışın ekmeğiyle beslenmesi icap eder. Kabul........

© Gazete Damga