Akademik zam gelecek mi?
Son zamanlarda akademi dünyasında en çok konuşulan iki konu akademik zam ve üniversite eğitiminin üç yıla düşürülmesi. Akademik zam ile ilgili kimsede bir tık yok ama üniversite eğitiminin nasıl üç yıla düşürüleceği konusunda ilk taslak uygulama planları yavaş yavaş kamuoyu ile paylaşılıyor.
Ben ilk önce akademik zam konusuna değinmek istiyorum. Özellikle pandemiden sonra anormal seviyelere gelen enflasyon karşısında akademisyen maaşlarında ciddi bir erime yaşandı. En düşük ünvandan en yüksek ünvana bakıldığında akademisyenler 70 ile 95 bin lira arasında bir maaş skalasında çalışıyor. Bu skala özel sektördeki skala. Devlet üniversitesindeki memur akademisyenlerin maaşları bunun en az yüzde 20 üstünde. Vakıf ya da bir başka deyişle özel üniversiteler ile devlet üniversitelerinde akademisyenlere verilen maaşların arasında yüzde 10 ile 20 arasında bir fark var. Memur statüsünde çalışan akademisyenler daha fazla para kazanıyor. Bu farkı her ne kadar YÖK ve yasalar kapatmaya çalışsa da bu denge bir türlü sağlanamadı. Vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenler zaten bunun mağduriyetini yaşıyor buna bir de enflasyon yüzünden alım gücünün düşmesi de eklenince akademisyen maaşlarında ciddi bir daralma yaşandı. Akademisyenlik bir toplumun en üst pozisyonları arasında yer alıyor ama maaşlara bakınca bunu maaşlarda görmek mümkün değil. Elbette bir profesörün bir CEO kadar maaş almasını beklemek saçmalık olur ama en azından batı standartlarında bir maaş skalasının olması gerekir.
YÖK iki yıldır akademisyenlerin SGK girişlerini inceliyor ve onların çalıştıkları üniversitelerin dışında hiçbir yerde sigortalı olarak çalışmasına izin vermiyor. Akademisyenin sadece bir yerde çalışmasına izin veriyor. Bu anlamsız uygulama yüzünden ben basın kartımı iptal etmek zorunda kaldım. Bir akademisyenin başka yerde sigortalı olmasının yasaklanmasının anlamı ne olabilir aylardır düşünüyorum. Bu uygulamadan kim ne kazanır çözemedim. YÖK’ün bu SGK’ya takması insanları zorla kayıt dışı çalışmaya zorlamanın bir başka yolu. Bu uygulama ayrıca akademisyenlerin sektörde çalışmasını yasaklamak anlamına da geliyor. Memur olan akademisyenler için buna bir nebze hak verebilirim çünkü bir devlet memurunun başka bir yerde çalışması yasaktır. Bu tüm dünyada böyledir ama özel sektörde bir vakıf üniversitesinde çalışan bir akademisyenin bir ek iş yapmasının kime ne zararı olabilir? YÖK başkanı Erol Özvar bunu yasaklarken acaba ne düşündü?
Türkiye’de eğitimciler gerçekten çilekeş insanlar. İlkokul ve lise öğretmenlerinin çilesi ayrı, üniversitelerdeki öğretin üyelerinin çilesi ayrı. Özallı yıllarda öğretmenler dersler bittiğinde taksicilik yapıyordu, taksi şoförlüğü, tezgahtarlık ve benzeri ek işlerle ek gelir peşindeydi öğretmenler o dönem. Şimdi yavaş yavaş yine o yıllara döndük. YÖK akademisyenine adam gibi maaş verilmesi için bir şey yapmıyor. Aynı YÖK akademisyeninin başka bir iş yapmasını yasaklıyor ya da başka bir deyişle o öğretim üyesinin ikinci bir sigortalı işte çalışmasına izin vermiyor........
