menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nasıl bir rakip Beşiktaş’ı bekliyor?

2 0
yesterday

Hatırlanacağı üzere Beşiktaş, EuroCup finalinde karşılaşacağı Bourg’u grup maçlarında hem İstanbul’da (90-60) hem de Fransa’da (103-99) olmak üzere 2 defa mağlup etmişti. Normal sezonu zirvede kapan Beşiktaş’ın arkasında ikinci sırayı alan Bourg, Kartal’ı yenememesine rağmen bir başka Türk takımı Türk Telekom’u 2’si gruplarda, diğer 2’si de play-off’larda olmak üzere tam 4 defa devirmeyi başardı. Mütevazi bütçeli Bourg’un, kendisinden daha iyi ve daha pahalı kadroya sahip Türk Telekom’u sezon içinde tam 4 defa mağlup etmesi, EuroCup final serisi öncesinde, “Teslim bayrağını kolay kolay çekmeyeceğiz” mesajını fazlasıyla veriyor.

Bourg’un son 3 yılda ikinci finali

Son birkaç yıldır Bourg takımı hem Fransa Ligi’nde hem de EuroCup’taki başarılı performansıyla dikkat çekiyor. Fransa Ligi’ni 3 yıldır ilk 5 içinde tamamlayan Bourg, play-off’larda da son 4 takım arasına girmeyi başarıyor. Ancak finale giden yolda rakipler Paris Basket ya da Monaco olunca, Bourg’un ülke sınırları içinde şampiyonluk hayalleri suya düşüyor. Fransa Ligi’ndeki başarılı performansını Bourg, EuroCup’a da yansıtmış gözüküyor. Üç sezon önce Fransız takımı, hatırlanacağı üzere EuroCup yarı finalinde Beşiktaş’ı 2-1’lik skorla geçip, ismini finale yazdırmıştı. Ancak Bourg’un mutlu sona ulaşmasını Paris Basket engellemişti. Üç yıl aradan sonra Bourg, bir final heyecanı daha yaşayacak. Bu defa saha avantajının Beşiktaş’ta olması, Bourg’un mutlu son için İstanbul’da mutlak surette bir maç kazanmasını zorunlu kılıyor.

Son yıllardaki sportif başarılarıyla ön plana çıkan Bourg’da bu sürecin mimarı olarak Fabrice Pacquelet gösteriliyor. 2011’de Bourg’ta yönetici olarak göreve başlayan Pacquelet, önceliği kurumsal yapıya verip, sonrasında uzun vadeli düşünülmüş ve yapılandırılmış bir model için enerjisini harcamış. Model sözcüğü elbette Bourg’u simgeliyor. “Yolun başında sportif performanstan çok kulüp içinde yapılanmaya, bir başka ifadeyle kurumsallaşmaya odaklandık” diyen Pacquelet, kulüpteki ilk yıllarının özetini, “Öncelikli hedefimiz sportif sonuçlara bağlı kalmadan, sürdürülebilir bir kulüp inşa etmekti” şeklinde açıklıyor. Bu süreçte uzun vadeli vizyonun bir parçası olarak Ekinox Salonu’nun açılması, kulübün hedeflediği sürdürülebilirliği desteklemesi açısından önemli bir adım oldu.

İlham kaynağı “Amerika” modeli

Kulübün 5 bin seyirci kapasiteli Ekinox Salonu’nu 2014 yılında devreye sokmasıyla birlikte, yolun başında belirlenen hedefler yavaş yavaş gerçekleşmeye başladı. İlham kaynağı olarak K.Amerika modelini örnek alan Pacquelet, “sportainment” (spor ve eğlence iç içe) kavramını pazarlamanın içine sokarak, “Salonumuza gelecek olanlara sadece bir maç değil, bir deneyim sunuyoruz” ifadesini kullanıyor. Son yıllarda Ekinox’un doluluk oranının, istikrarlı bir şekilde %90’larda seyretmesi Pacquelet’nin pazarlama stratejisinin olumlu sonuçlar verdiğini ortaya koyuyor. Bourg’un CEO’su olarak gösterebileceğimiz Pacquelet’nin dikkat çektiği önemli bir nokta daha var: “Sportif performansımız dalgalı bir seyir izlese bile kulübün gelişmeye devam edebileceği bir model kurduk. Bu çerçevede saha içi faaliyetlerle ekonomik gelişmeye yönelik faaliyetler arasında net bir ayrım var”. Fransız spor yöneticisinin dillendirdiği bu stratejiler o kadar kıymetli ki, saha dışında bir değer inşa ediliyorsa, o değer bir şekilde takımın sportif performansı üzerinde de güçlü bir etki yaratıyor. İşte bu etkinin bir sonucu olarak Bourg, Türk Telekom’u eledi. Şimdi Fransız takımı aynı motivasyonla Beşiktaş sınavına çıkacak.

Fransa’nın doğusunda İsviçre sınırına yakın bir bölgede (Lyon ile Cenevre arasında) konumlanan Bourg kulübüne, 45 bin nüfuslu Bourg en Bresse ev sahipliği yapıyor. Küçük bir yerleşim yerinin sınırları içinde bulunmasına rağmen Bourglu yöneticilerin yarattığı değer alkışı fazlasıyla hak ediyor. Bütçelerinin 8 milyon euro civarında olduğunu belirten Pacquelet, gelirlerinin %85’lik bölümünü özel kaynaklardan temin ettiklerinin altını çiziyor. Bu bilgiyi paylaşırken Bourg’lu yönetici, 400’den fazla iş ortaklarının bulunduğunu hatırlatıyor. Atılan adımlar, Bourg’un ekonomik gelişiminin, “Riskleri sınırlamak için gelir kaynaklarını çoğaltmak” prensibine dayandığını gösteriyor. Bu süreçte Fransız kulübünün tek bir ana sponsora bağlı kalmamayı tercih etmesi doğru bir strateji olmuş. Bu arada kulübün çatısı altında 45 maaşlı çalışanının olduğunu hatırlatmam gerekiyor. Gerçekten Pacquelet’nin Bourg modeli, dikkate alınması gereken çok başarılı bir örnek.

EuroCup finalinden zaferle ayrılacak taraf, Euroleague biletini de cebine indirecek. Bu konuda Fransız kulübünün yöneticileri temkinli konuşmayı tercih ediyorlar. Pacquelet’nin, “Bu bir hayal ama asla kulübün sürdürülebilirliği pahasına değil” sözleri, Bourg’un nasıl bilinçli bir yönetime sahip olduğunu gözler önüne seriyor. Bu yaklaşımdan bizim kulüp yöneticilerinin de çıkarması gereken dersler var: Anlık başarıların peşinde koşmak yerine sağlam temellere dayanan kontrollü büyüme…


© Fotospor