BEŞİKTAŞ'IN BAZI ACI GERÇEKLERİ!
Böylece acı gerçek bir kez daha ortaya çıktı!
Üstelik buna Kasım ayından sonra yapılan harcamalar da dahil değil..
Mesela Ocak’ta, 8 futbolcu daha alındı, bunların maliyeti de hesaplarda yok!
Ayrıca biz biliyoruz ki; yeni transferlerin maliyetleri bir yana, kulüp maaşları, banka faizleri, menajerlerin “indirmeleri”, bu tarihten sonra da aynen devam ediyor..
Bu şekliyle borç, güvenilir kaynaklara göre, asgari 550 milyon dolara kadar çıkıyor...
Şimdi söylermisiniz, bu fotoğrafa bakınca, nasıl bağımsız olacaksınız?
Gelelim daha önemli bir konuya...
Böyle büyük bir borç içindeyken, sadece küçücük parçası senin olan bir yerde...
"Devletin onayıyla, önce araziyi büyüteceksin, sonra 'imar alınması' imkansız olmasına rağmen, devlet sayesinde bir gecede imarı da alacaksın...
Ama içindeki Beşiktaşlıların itiraz dilekçeleri sayesinde, 'Yürütmeyi Durdurma' kararı ile karşı karşıya kalacaksın…
Oysa ki Dikilitaş Projesinden gelecek paranın tahmini 200 milyon Euro civarında olması beklenirken...
Bir dönem yöneticilik yapmış, halen gizli aday konumunda olanlara göre; 300 milyon Euro'yu bulacakken bu tokatı atanlara bravo(!) demek gerekir...
Yürütmeyi durdurma kararı aldıranlar kim derseniz, uzağa gitmeye de gerek yok..
Elbet yine Beşiktaşlılar…
Yani düşmanı dışarıda aramaya da gerek yok!
Üstelik, arkanda “YAPI” da yok; dayın, veya amcan da yok…
Alışmışsın dürüstçe “dövüşmeye", arkana bakmadan dalıyorsun kavganın içine..
Haksızlığa uğrar, itiraz edersin, sana yanıt bile vermezler…
Federasyona gidersin ancak ikinci başkanla çay içip, geri gelirsin…
Oysa bilmen gerekir ki, ne kadar bağımsızsan o kadar özgürsün…
Ne kadar özgürsen, o kadar güçlüsün!
Güç, öyle masaya vuralım, kıralım, yıkalımla da olmaz…
Güç, ekonomik bağımsızlıktan geçer…
İşin en acı tarafı da, Beşiktaş sayesinde, 'işadamı' olanlardan hesap sorulmadığı sürece, bu iş böyle gelmiş, böyle gider!
Böyle gittiği sürece, bu camiadan daha çook miktarda, yöneticilik yaptığı dönemde, 'taksi parasını bile kulübe ödettiren'...
Ancak sonrasında fabrika satın alan 'tosuncuklar' çıkar..
Peki bu durum, apaçık bir “nemalanma zinciri” değilse, ya nedir?
Sonra bir gün bakmışsın ki, koca Beşiktaş’a haraç mezat müşteri çıkmış!
Hasılı tekerlek kırıldıktan sonra yol göstermek, marifet değildir..
Dahası da, doğru söyleyen kişi, dokuz köyden kovulsa bile, mutlak gidecek onuncu köyü bulur...
