FAZLA SÖZE GEREK VAR MI?
Dahası bazı yanlış düşünce veya tercihler içerisinde de olabilir..
Ancak defalarca uyarılmalarına rağmen, YANLIŞ YAPMAKTA ISRAR EDENLER için, yapacak fazla bir şey yoktur..
Çünkü böyleleri yanlış yapmakta olduklarını asla kabul etmedikleri gibi...
Saplantı haline gelmiş düşüncelerinden de, kolayca vaz geçmezler...
Dahası da ŞİŞİK EGO veya bazı KOMPLEKSLERİ nedeniyle, aldıkları kararlar da, yaptıkları yanlıştan vazgeçmek için, ÇABA DA GÖSTERMEZLER
Bu durumda onlar için söylenecek tek söz, "BIRAKIN ŞARHOŞU YIKILDIĞI YERDE KALSIN" olmalıdır..
Ayrıca bu tarz kişiler er veya geç hesap verdiklerinde, arkalarında bıraktıkları enkazın sonuçları da, ağır olabilir...
İşte Fenerbahçe'nin yaşadığı durum, tam olarak budur..
Yanlışta ISRAR EDEN HOCASI ve YÖNETİMİ sayesinde ve devre arası transfer döneminde yapılan FAHİŞ HATALAR NEDENİYLE, henüz Mart ayında YARIŞTAN KOPMUŞTUR...
Sorumluluk makamındaki kişiler, bu durumun hesabını elbet VERECEKTİR..
Nitekim bir futbol takımı, çok iddialı başladığı bir sezonda, çeşitli nedenlerle yarıştan kopabilir ancak...
Küme düşmeleri neredeyse KESİNLEŞEN ÜÇ TAKIMA ard arda tam 7 puan kaybederek, henüz Mart ayı'nın ortasında HAVLU ATARSA, elbet bunun özrü olamaz..
**
Sözü fazla uzatmadan, maçın kısa kritiğine geçersek...
Dün akşam Kadıköy sessizdi ve zerre heyecan yoktu, üstelik tribünler de büyük ölçüde boştu...
Çünkü her şey geçen haftaki Karagümrük maçıyla bitmişti ama, hesap vermesi gerekenler 'başta da hoca olmak üzere' hayal kurmaya devam ediyorlardı...
Her şeye rağmen, “çıkmadık candan umut kesilmez” misali, stada gelen 12 bin Sarı- Lacivertli yürek ise, belki de bağrına taş basıp, takımlarını desteklemek için oradaydı...
İlk yarı yine vasat ve pozisyonsuz bir oyun, hızlı hücumla atılan tek gol vardı..
Sonra skor, 'VAR' TARAFINDAN İCAT EDİLEN penaltıyla, 1-1'e gelince, bu defa tribünlerden “eyvah” nidaları yükseliyordu...
Tüm bu olumsuz koşullara rağmen, starların sahne alma zamanı gelmişti...
Nene’nin üst düzey performansına, Asensio ile Guendouzi’nin kalitesi eklenince, farklı galibiyet geldi..
Ancak peşinen söyleyelim ki; oynanan futbola bakınca, bu galibiyetin devamı zor gelir, gibi gözüküyordu..
Çünkü camiada şampiyonluk heyecanı hissedilmiyor..
Konuşulanlar ise; iç kavgalar, prim krizleri ve Tedesco’nun hataları ile Sadettin Saran’ın geleceği üzerinde odaklanıyordu...
Seçim elbette olacak, hoca da çok büyük olasılıkla kulüple vedalaşacaktı ama...
Bunlar sezon sonunda mı, yoksa daha erken bir tarihte mi yaşanacaktı tartışmaları, ön plana çıkıyordu..
Şampiyonluk umudu bir kez daha tükenmişti lakin, en azından ikinci olmak, prestijden öte yaratacağı maddi gelir açısından da son derece önemliydi..
Ancak ortada apaçık duran bir gerçek vardı ki...
Fenerbahçe kimsenin oyuncağı veya deneme tahtası değildi, asla da olamazdı...
Bu nedenle fazla söze hacet yoktu, sözün bittiği yer burası olmalıydı...
