Beyaz Saray’dan Silikon Vadisi’ne, Pentagon’dan Wall Street’e Amerikan gücünün gerçek anatomisi
Türkiye’de Amerika Birleşik Devletleri hakkında yapılan değerlendirmelerde en sık karşılaştığım yanlışlardan biri, ABD’yi tek merkezden yönetilen, yekpare bir güç olarak görmektir.
Bir Amerikan başkanının açıklaması duyulur.
Kongre’de bir yasa çıkar.
Pentagon’dan bir açıklama gelir.
Ve çoğu zaman bunların tamamı “Amerika’nın görüşü” olarak yorumlanır.
Oysa gerçek çok daha karmaşıktır.
Kırk yılı aşkın süredir ABD ile farklı düzlemlerde çalışmış, Washington koridorlarında bulunmuş, Amerikan enerji şirketleriyle iş yapmış, düşünce kuruluşlarında konuşmuş, üniversitelerde ders vermiş ve yatırım çevreleriyle temas kurmuş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki Amerika’yı anlamanın ilk şartı onu tek bir merkez olarak görmemektir.
Amerika yalnızca bir devlet değildir.
Amerika aynı zamanda bir ekosistemdir.
Belki de tarihte eşi benzeri görülmemiş ölçekte bir güç, sermaye, teknoloji, bilgi ve etki ağları sistemidir.
Bu nedenle Amerika’yı anlamak isteyen herkesin önce şu gerçeği kabul etmesi gerekir:
Tek bir ABD yoktur.
Birçok Amerika vardır.
Ve bunlar her zaman aynı şeyi düşünmez.
Amerika’nın gücü birlikten değil çeşitlilikten geliyor
Amerika’nın en büyük avantajlarından biri tam da dışarıdan bakıldığında bir zayıflık gibi görünen yapısıdır.
Washington’da Cumhuriyetçiler ve Demokratlar kavga eder.
Federal hükümet ile eyaletler karşı karşıya gelir.
Mahkemeler başkanların kararlarını durdurur.
Üniversiteler hükümet politikalarını eleştirir.
Basın sert muhalefet yapar.
Şirketler kendi çıkarları doğrultusunda lobi faaliyetleri yürütür.
Bazen dışarıdan bakıldığında kaotik görünen bu yapı aslında sistemin sigortasıdır.
Çünkü güç tek elde toplanmaz.
Çeşitli merkezlere dağılır.
Bu nedenle başkanlar gelir geçer ama sistem ayakta kalır.
Trump gelir.
Biden gelir.
Yarın başka biri gelir.
Ancak Amerikan ekonomisinin, teknoloji ekosisteminin, üniversitelerinin, sermaye piyasalarının ve kurumsal yapısının temel refleksleri büyük ölçüde devam eder.
Beyaz Saray Amerika’nın tamamı değildir
Dışarıdan bakıldığında Amerikan Başkanı dünyanın en güçlü insanı gibi görünür.
Gerçekten de önemli yetkilere sahiptir.
Ancak ABD sistemi tek kişinin yönettiği bir sistem değildir.
Kongre vardır.
Senato vardır.
Federal mahkemeler vardır.
Eyalet yönetimleri vardır.
Merkez Bankası vardır.
Bağımsız düzenleyici kurumlar vardır.
Bir başkanın aldığı karar mahkemeler tarafından durdurulabilir.
Kongre tarafından sınırlandırılabilir.
Eyaletler tarafından farklı biçimde uygulanabilir.
Trump’ın göç politikalarında bunu gördük.
Biden’ın iklim politikalarında da gördük.
Muhtemelen gelecekte de göreceğiz.
Bu nedenle Amerikan siyasetini günlük haber akışı üzerinden okumak çoğu zaman yanıltıcıdır.
Amerika’nın yönünü belirleyen yalnızca seçim sonuçları değildir.
Kurumlar, sermaye çevreleri, teknoloji şirketleri ve güvenlik bürokrasisi de en az siyasetçiler kadar etkilidir.
Bir Amerika değil, birçok Amerika
Amerika içerisinde birbirinden oldukça farklı önceliklere sahip güç merkezleri bulunmaktadır.
Wall Street’in Amerika’sı vardır.
Silikon Vadisi’nin Amerika’sı vardır.
Pentagon’un Amerika’sı vardır.
Teksas enerji sektörünün Amerika’sı vardır.
Harvard, Stanford ve MIT çevresinin........
