Görünmezlik çağında var olmak: "Ben buradayım ve bir fark yaratıyorum"
Jennifer Breheny Wallace’ın 2023 yılında yayımlanan ve kısa sürede New York Times çok satanlar listesine giren "Mattering: The Secret to Building a Life of Deep Connection and Purpose" adlı kitabı, bu sorulara yanıt arayanlar için iyi bir kaynak. Wallace, CBS’de yayınlanan 60 Minutes programında tükenmişlik yaşayan insanların aslında bir şeye değer katamadığını düşündüğünü anlatıyor. Ben de danışmanlık yaptığım on sekiz yıl boyunca bu görünmezlik duygusuna sıkça rastladım. Wallace, bunu bilimsel bir şekilde açıklıyor.
Ekho’nun suskunluğu ve Narkissos’un körlüğü
İnsan ruhu, aynalanmadığı sürece kendi varlığından şüphe duyar. Mitolojideki Ekho’nun trajedisini hatırlayın; Ekho, kendi sesi olmayan, sadece başkalarının son sözlerini tekrar edebilen bir peridir. Narkissos’a olan aşkı, aslında duyulma ve fark edilme arzusudur. Ancak Narkissos, sadece kendi yansımasına aşık olduğu o körlük içinde Ekho’yu hiç görmez. Ekho, görülmediği ve duyulmadığı için yavaş yavaş erir, geriye sadece o hüzünlü yankısı kalır. Bugün modern ofis plazalarında, binlerce e-postanın ve mekanik toplantının arasında "Ekho" gibi hisseden, sadece kendisine söyleneni tekrar eden ama özgün varlığı fark edilmeyen binlerce profesyonel var. Bu yazımda özellikle "duygusal zıtlık" kavramını derinleştirmek istedim: Bir yanda parlak unvanlar ve başarı illüzyonları, diğer yanda ise odada bir hayalet gibi dolaşan, "Ben yoksam bu şirkette ne eksilir?" sorusuna yanıt bulamayan bireyler.
Yıllardır strateji danışmanlığı yapan ve hikâyelerin insan ruhundaki o piyano tuşlarına nasıl dokunduğunu inceleyen biri olarak, bu kitabı ele almamın sebebi çok açık: Artık sadece "başarı" yetmiyor, "önemli hissetmek" (mattering) istiyoruz. Wallace, bu kavramı iki ana sütun üzerine inşa ediyor: Değerli olduğunu hissetmek ve dünyaya değer kattığını bilmek. Eğer bu ikisinden biri eksikse, ruhsal bir açlık başlıyor. Bu bana Eski Yunan felsefesinde Eudaimonia fikrini anımsatıyor. Aristoteles’e göre Eudaimonia, çoğu zaman “mutluluk” diye geçse de, insanın kendi içindeki “daimon”u yani gerçek potansiyelini yaşamasıdır. Bu sadece zevk almak değil, bu hayatın bir yolu. Atina meydanında bir heykeltıraş çalışırken biri........
