Forbes magazinleşti mi?
Üniversiteyi bitirip gazeteciliğe ilk başladığımda o dönemki iktidarın bakanlarından birinin iki karısı olduğunu öğrenmiş ve bunu çalıştığım dergi için haber yapmak istemiştim. Yöneticilerimizden biri ise “Çok Ankaralı bu ya, fazla ciddiye alıyor her şeyi” diyerek dalga geçmiş ve haberin yayınlanmasına engel olmuştu. Ankara’da doğup büyümüş; hayatı, ilişkileri ve yaptığım işi ciddiye almam gerektiğinin öğretildiği bir aile ve çevre içinde yetişmiştim gerçekten. Ancak ilk kez sıkıcı, renksiz, esneklikten uzak ve ‘fazla’ ciddi mi bakıyorum acaba diye kendimi sorgulamıştım.
Elbette hayat beni de bir güzel törpüledi zaman içinde ama sanırım o ‘Ankaralı ciddiyeti’ni tam atamadım üzerimden. Geçen ay Forbes Zenginler listesi hesaplamaları için önemli bir holdingin yöneticileriyle toplantı yaparken birinin ağzından dökülen “Forbes magazinleşti bayağı galiba” cümlesiyle hızla yeniden ışınlandım o başkent ciddiyetime. Yıllar önce Türkiye’nin en büyük gruplarından birinin hissedar kadın liderlerinden biriyle de benzer bir sahne yaşanmıştı: “Forbes mu? Nefret ediyorum listelerinizden. Rihanna, Bono gibi şarkıcılarla yan yana koyuyorsunuz adımı, ne münasebet! Magazin figürü müyüm ben?” diye ifade etmişti kızgınlığını. Her iki itirazı da anlamakla birlikte katılmıyorum. Bugün ekonomi sadece şirketlerin içinde değil; insanların etrafında da örgütleniyor. Rihanna’yı şarkıcı diye küçümsemek, bir teknoloji şirketini sadece uygulama sanmak gibi. Bono’yu sadece sahnede görmek, küresel etkisi olan bir markayı salt pazarlama figürü sanıp eksik okumak demek. Bugün bazı bireyler, tek bir kişisel marka üzerinden, devasa bir ekonomik organizma kuruyor. Kimi zaman bir kişinin kültürel sermayesi, milyonlarca insanın tüketim tercihlerini değiştiriyor. Kimi zaman tek bir isim; bir sektörün dilini, ritmini, hatta yatırım iştahını dönüştürüyor. Etkiyi yanlış yerde ararsanız, gücü yanlış okursunuz.
Zenginler listeleri, renkli isimler, büyük girişimcilerin pazarları domine eden hikayeleri, unicorn’lar, dev........
