Palantir’in Manifestosu Ne Anlatıyor?
İsrail’de yapılan katliamlara verdikleri açık destek ve katkıların yanısıra tüm dünyada yükselen otoriter eğilimli liderlere birer “tarassut toplumu” kurmalarına yardım etmek için üretip sattıkları teknolojik ürünlerle bilinen Palantir Technologies, X’te 22 maddelik manifesto paylaştı. Manifestonun Türkçe tercümesine buradan ulaşabilirsiniz.
Paylaşılan “manifesto”, aslında Palantir Technologies'in kurucu ortağı ve CEO'su Alexander C. Karp ile Kurumsal İşler Başkanı ve Hukuk Danışmanı Nicholas W. Zamiska’nın birlikte kaleme aldıkları “The Technological Republic: Hard Power, Soft Belief, and the Future of the West” başlıklı kitabın bir özeti. Kitap 18 Şubat 2025'te yayımlandıktan kısa süre sonra New York Times en çok satanlar listesinde 1 numaraya yükselmişti.
Alexander C. Karp (doğum: 2 Ekim 1967, New York), Stanford Üniversitesinde hukuk okuduktan sonra Frankfurt Göthe Üniversitesinde Jürgen Habermas'ın etkisi altında sosyal teori doktorası yapmış. Almanca ve Fransızca biliyor. Yahudi kimliğini açıkça kabul ediyor ve öne çıkarıyor. İsrail’deki Siyonist rejimi de destekliyor. Palantir'i “Amerika'nın en önemli yazılım şirketi” olarak tanımlıyor ve Batı'nın teknolojik üstünlüğünü savunuyor. 2025'te Time dergisinin en etkili 100 kişisinden biri seçildi. Teknoloji CEO’ları genellikle mühendislerden ya da temel bilim okuyanlar arasından çıkar. O yüzden eleştirel teori (critical theory) üzerine yoğunlaşan bir felsefeci olan Karp alışılmadık bir CEO.
Nicholas W. Zamiska, Karp'ın danışmanı ve yardımcısı. Yale Üniversitesinde siyaset bilimi ve felsefede çift dal yapmış. Yale Hukuk’tan doktorasını almış. Gazetecilik geçmişi var. Palantir’in yasal ve kurumsal stratejilerinde kilit rol oynuyor.
“Palantir”, Yüzüklerin Efendisi romanında Sauron’un şeytani gözünün her yeri görmesini sağlayan sihirli kürenin adıydı. Kurucularından Peter Thiel’in buradan ilhamla ismini verdiği Palantir şirketi, veriyi verimliliği arttıran teknolojik araçları besleyen bir şey gibi görmüyor. Bu adamlar için veri “sömürge coğrafyalarında test edilip metropollere ihraç edilen bir biyopolitik pranga“.
Yazarlardan ve şirketlerinden bahsettik. Şimdi yazdıkları kitaptan da kısaca bahsedelim ki neyle karşı karşıya olduğumuz biraz daha anlaşılsın.
Kitap, Silikon Vadisi'nin (ve daha geniş anlamda Batı'nın) “doğru yoldan çıktığını” ileri sürerek bunu sert bir şekilde eleştiriyor. Ama doğru yol deyince aklınıza ahlaki, vicdani bir yol gelmesin! Bu kitabın "doğruları" oldukça farklı!..Yazarlara göre, mühendislik ve teknoloji zekasının en parlak dönemlerinde hükümetle işbirliği yaparak dünya değiştiren teknolojiler geliştirdiği günler geride kaldı. Bunlar II. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş zamanlarının işleriydi. Bugün ise dahi çocuklar tüketici odaklı önemsiz uygulamalar (fotoğraf paylaşım uygulamaları, pazarlama algoritmaları), sosyal medya ve kısa vadeli kârlar peşinde koşuyor. Bu “kültürel tembellik” ve “hırsın terk edilmesi”, ABD ve müttefiklerini yapay zekâ gibi kritik alanlarda (özellikle Çin'le süren yeni silahlanma yarışı) dezavantajlı konuma düşürüyor ve Batı'nın özgürlüklerini tehlikeye atıyor. Doğru yoldan çıkmaktan anladıkları bu!
Artık bu kitaptaki fikirlerden “özetlenen” maddeleriyle ciddi tartışmalara yol açan “manifestoyu” değerlendirmeye başlayabiliriz.
“Teknoloji Cumhuriyeti” manifestosu, Silikon Vadisi’nin geleneksel “teknolojik iyimserlik” ve “politik tarafsızlık” mitlerini reddederek, teknolojiyi devlet gücü ve Batı hegemonyasıyla doğrudan eklemleyen, teknoloji‑siyaset‑güvenlik‑değerler üçgenini yeniden inşa etmeyi amaçlayan bir felsefî ve siyasal proje dokümanı.
Yüzeyde Batı medeniyetini yeniden canlandırmayı hedefleyen bir vizyon belgesi gibi görünse de, daha yakından incelendiğinde son derece rahatsız edici bir dünya görüşünün temellerini atan bir metin bu.
Kültürlerini “aşağı” olarak nitelendirdikleri “ötekilerin” -Batı medeniyetinin sözde düşmanlarının- karşısında bir Batılı özne tanımlıyorlar: "Biz". Batının düşmanlarıyla bir “medeniyet çatışması” yaşayacaklarını ve bu çatışmadan galip çıkmak için onları çöküşe götürdüğünü ileri sürdükleri “çekingenlikten” (yani regülasyonlardan) kurtulup yapay zeka silahlarına ve savunma yazılımlarına büyük yatırımlar yapmaları gerektiğini savunuyorlar. (Tabi bu da şirketleri Palantir'in ürün kataloğunu otomatik olarak medeniyetin kurtuluş reçetesi haline getiriyor!)
Ekonomi Politik: “Ahlaki Borç” ve “Askeri-Keynesçilik”
Manifestonun ilk maddesi, Silikon Vadisi'nin ABD'ye “ahlaki bir borcu” olduğunu ve “ulusun savunmasına katılmak için olumlu bir yükümlülüğü” bulunduğunu iddia ediyor (1. Madde). “Ücretsiz e-posta yeterli değil” (3. Madde) derken biraz da alaycı şekilde insanlara ücretsiz email adresi vermenin teknoloji firmalarının topluma karşı ahlaki borçlarını ödemeleri için yeterli olmadığını söylüyor. Buna karşılık sıradan insanların da taşın altına ellerini sokmaları gerektiğini ileri sürüyor (6. Madde). Bu nasıl olacak? ABD’de askerliği -tıpkı İsrail’deki gibi- tüm vatandaşlar için zorunlu hale getirerek. Verecek parası olmayan kimselerin (görünürde) “medeniyetleri” (gerçekte yeni tekno-lordları) için savaşmaya mecbur edilmesi gerektiğini söylüyor.
Ekonomi Politik Eleştiri (Çıkar Çatışması)
Bu “ahlaki borç” argümanı, son derece kârlı devlet sözleşmeleri için bir gerekçelendirme işlevi görüyor ve siyasetçilerin “halka hizmet” palavrasına çok benziyor. Palantir'in ticari çıkarları ile savunduğu politikalar arasında bariz bir çıkar "çakışması" var. Manifesto, adeta devasa bir “askeri-Keynesçi” yeniden yapılanma programı için yapılan bir çağrı gibi. Devlet ihalelerini Silikon Vadisi'nin belirli bir kesimine akıtacak ve onları eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik ve siyasi güce kavuşturacak bir program! Bunun, sadece bir teknoloji vizyonu olmadığı ortada. Servet ve gücün radikal bir şekilde yeniden dağıtımını hedefleyen bir ekonomi politik manifestoyu okuyoruz.
Tekno-Otoriteryanizmin Yeni Söylemi: “Teknolojik Cumhuriyet”
Manifestonun temel iddialarından biri, “yumuşak gücün ve ahlaki retoriğin sınırlarının açığa çıktığı” ve “bu yüzyılda sert gücün yazılım üzerine inşa edileceği” (4. Madde).
Bu ifade, klasik liberal........
