menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın İmkânı: 12. Uluslararası ILN Konferansının Ardından

34 6
20.02.2026

Bir Ramazan ayına daha girdik; hayırlı olsun, hayırlara vesile olsun. Eskilerin güzel duasıyla, hayırlar fetholsun, şerler defolsun! Bu mübarek günler ne yaptığımız ve nereye doğru gittiğimiz konusunda esaslı bir nefis muhasebesi yapmamıza, kendimizi sorgulamamıza, yanlışlarımızı görmemize, aşırılıklarımızı törpülememize ve kendimize tepeden tırnağa bir çeki düzen vermemize vesile olsun inşallah. Buna hem birey olarak, hem toplum olarak, hem daha genelde insanlık ailesi olarak çok ihtiyacımız var…

Zor zamanlardan geçiyoruz. Zor zamanlarda yaşıyoruz. Bir çılgınlık, bir şirazeden çıkmışlık, adeta kafayı yemişlik hali giderek tüm dünyada baskın hale geliyor. Dünyanın muktedirleri, yaşama ve yaşatmaya değil, adeta ölmeye ve öldürmeye yemin ediyor, herkesi de peşlerinden sürüklemeye çalışıyorlar. Savaş tamtamları çalıyor. Savaş gemileri saldırı tehdidiyle stratejik geçitleri tutma derdinde; karşılıklı tehditler birbirini izliyor. Siyasi yelpazede faşist eğilimli aşırı sağ partiler, popülist liderler güç kazanıyor. İktisat cephesinde de iyi şeyler olmuyor: ekonomik milliyetçilik, korumacılık, devletçilik, merkeziyetçilik, müdahalecilik yükselişte. 

Mark Skousen’in1 yerinde ifadesiyle, “serbest piyasa ve ekonomik özgürlükler” burcu ile “merkezi planlama, devletçilik ve müdahalecilik” burcu arasında tarih boyunca salınıp duran iktisadi zihniyet ve politikalar sarkacı yönünü son zamanlarda devletçilik ve müdahaleciliğe çevirmiş durumda. II. Dünya Savaşı’ndan sonra barış, istikrar ve ekonomik işbirliği amacıyla kurulmuş olan kurumlar zayıflıyor, uluslararası hukukun altı oyuluyor. Demokrasi, özgürlükler, insan hakları, serbest piyasa ve serbest ticaret gibi değerler ve kurumlar cazibesini kaybediyor. Zaten son yıllarda giderek belirgin bir hal almış olan ekonomik milliyetçilik, korumacılık, serbest piyasa karşıtlığı ve güç kullanarak rakipleri saf dışı etme eğilimleri, ABD’de Trump yönetiminin Çin’e karşı başlattığı ticaret savaşları, Venezuela operasyonu ile Grönland ve İran üzerinden Avrupa, Latin Amerika ve Ortadoğu’ya yaptığı tehditler ile iyice pekişmiş durumda. Şairin güzel ifadesiyle “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!” diye bağırmanın, dünyanın içine sokulmaya çalışıldığı bu cendere ve çılgınlık haline başkaldırmanın, demokrasi, barış, istikrar, adalet, özgürlükler ve serbest piyasa gibi değerler ve kurumlara sahip çıkmanın tam zamanı. Albert Einstein’ın “III. Dünya Savaşı neyle yapılır bilmem, ama IV. Dünya Savaşı taşlarla ve sopalarla olabilir” şeklindeki hikmetli uyarısını hatırlamak, insanlık için çok geç olmadan, dünyamıza ve insanlığa telafisi imkânsız zararlar vermeden kendimize gelmek, kafayı toplamak zorundayız. Kafası sadece yakmaya, yıkmaya, tehdit ve tahrip etmeye, zarar vermeye odaklı ama etkili ve yetkili konumları işgal etmiş çılgınlara, psikopatlara, diktatörlere, zalimlere engel olmak zorundayız.

İşte bazılarımızın, özellikle selefi damarı kabarık İslamcı hareketlere yön veren liderler ve anti-modernist aydınlarımızın Batı icadı ya da Batıya özgü sandığı, bunun için mesafeli durduğu demokrasi, bireysel hak ve özgürlükler, çoğulculuk, serbest piyasa gibi kurumlar ve değerlerin ciddi bir gözden düşme ve yıpranmaya tabi olduğu böyle bir zamanda İslam ve Özgürlük Ağı tarafından Bosna-Hersek’in başkenti Sarajevo (Saraybosna)’da 12. Uluslararası ILN Konferansı düzenlendi. Türkiye, Pakistan, Bosna-Hersek, Cezayir, Çek Cumhuriyeti, İngiltere ve ABD’den bir grup aydın, akademisyen, araştırmacı ve sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcisi bir araya geldiler; “barış içinde bir arada yaşamanın imkânları” genel teması altında dünyadaki gidişatı ve Müslüman ülkelerin yüz yüze olduğu sorunları tartıştılar, fikir teatisinde bulundular.

Kısa adı ILN olan Islam and Liberty Network (İslam ve Özgürlük Ağı) esas itibariyle İslam’ın dini özgürlükler, ekonomik özgürlükler ve siyasi özgürlüklerle uyumunu ortaya koymaya kendini adamış, küresel bir platform. Bu misyon çerçevesinde özellikle nüfusunun çoğunluğu Müslüman ülkelerde temel haklar ve özgürlüklerin geliştirilmesi, demokrasi, serbest piyasa, çoğulculuk, bireysel hak ve özgürlükler fikriyatının tanınması, benimsenmesi ve yaygınlaştırılması gibi amaçlarla, çeşitli ülkelerden bir grup aydın tarafından 2011 yılında İstanbul’da kurulmuş bir işbirliği platformu. Bugüne kadar İslam dünyasının farklı ülkelerinde düzenlediği bilimsel toplantılar, konferanslar ve atölye çalışmalarının yanı sıra, bilimsel toplantılarda sunulan bildirileri içeren derleme kitaplar, ‘podcast’lar, araştırma çalışmaları, ve süreli yayın olarak yayımladıkları Edraak News ve Edraak Monthly adlı dergileri de var.2

Daha önce Türkiye, Malezya, Endonezya, Pakistan ve Fas gibi Müslüman çoğunluklu ülkelerde 11 uluslararası konferans düzenlemiş olan ILN, 12. uluslararası konferansını Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’da gerçekleştirdi. 12-13 Şubat 2026 tarihlerinde Uluslararası Saraybosna Üniversitesi (IUS) ev sahipliğinde düzenlenen konferansın ana teması “Living Together Peacefully in a Free Society” (Özgür Bir Toplumda Barış İçinde Bir Arada Yaşamak) idi. Türkiye, Pakistan, Cezayir, Çek Cumhuriyeti, İngiltere ve ABD’den katılan akademisyen, araştırmacı ve STK temsilcileri bu ana tema çerçevesinde çeşitli konularda bildiriler sundular, görüş alışverişinde bulundular. ILN’in web sayfasında konferansın takdim yazısında3 da belirtildiği gibi, modern uygarlık insanların yaşamak, çalışmak ve birlikte gelişmesini mümkün kılan kurumlar yaratma ve hayata geçirme becerisi üzerine bina edilmiştir. Bu ise ahlâki-manevi eşitlik, kişisel özgürlük ve karşılıklı menfaat ilkeleri üzerine bina edilen evrensel bir medeni çerçevenin tesisini gerektirmektedir. Her birimizin doğuştan sahip olduğu yaşamak, özgürlük ve mülkümüzü savunmak (hayat, hürriyet, mülkiyet) gibi haklarımız vardır. Özgür bir toplumda refah içinde yaşamak da bu hakların tamamlayıcı bir parçası olarak kabul edilebilir. Aynı zamanda, yeryüzünde hayatın devamı ve sürdürülebilirliğini sağlamak bağlamında başkalarına, komşularımıza ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluklarımız bulunmaktadır. O halde, özgür bir toplumda barış içinde bir arada yaşamanın yolunu bulmak, ilkelerini ve kurumlarını geliştirmek zorundayız. Önümüzde esas itibariyle iki yol vardır: barış içinde bir arada kardeşçe yaşamak ya da elimizdeki gücü üretmek, refah ve kalkınma yerine savaş,........

© Fikir Coğrafyası