menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Alman Belgelerinde 1915: Stefan Ihrig ile Söyleşi

27 0
14.09.2026

Stefan Ihrig, Alman, Türk ve daha geniş kapsamlı Avrupa ve Orta Doğu tarihi üzerine çalışan bir tarih profesörüdür. Atatürk in the Nazi Imagination (Harvard University Press, 2014) adlı kitabı beş dile çevrilmiş olup, Justifying Genocide—Germany and the Armenians from Bismarck to Hitler (Harvard University Press, 2016) adlı eseri ise 2017 yılında Ermeni Araştırmaları alanında Dr. Sona Aronian Mükemmellik Kitap Ödülü’nü kazanmıştır. Daha önceki bir kitabında ise Moldova Cumhuriyeti’ndeki Sovyet sonrası tarih ve kimlik politikalarını ele almıştır (Who are the Moldovans?, ibidem, 2008). Ihrig’in en güncel kitapları, *Almanlar ve Türkler: Avrupa’nın Unutulmuş Tarihi* (Bloomsbury, 2026) ve *İki Savaş Arası Dönem Almanya’sında Siyahlık: Caz, Irk ve Üçüncü Reich’ın Oluşumu* (Hurst, 2026) adlı eserlerdir. Recep Tayyip Erdoğan’ın biyografisi (Erdoğan—The Story), 2027’nin başlarında Polity yayınevi tarafından yayınlanacak (kitap, 2026 yılında Yunanca ve Felemenkçe dillerinde yayınlanmıştı).

Stefan Ihrig, Hayfa Üniversitesi’nde çalışmaktadır ve aynı zamanda Hayfa Alman ve Avrupa Çalışmaları Merkezi’nin de başkanıdır. Journal of Holocaust Research dergisinin (Michal Aharony ve Joanna Michlic ile birlikte) editörlüğünü yürütmektedir. Daha önce Regensburg Üniversitesi ve Berlin Özgür Üniversitesi’nde ders vermiştir.

Kitabınızda, Bismarck döneminden itibaren Alman kamuoyundaki Ermeni algısını inceliyorsunuz. Dönemin Alman basınında ve resmi belgelerinde Ermenilerin "Doğunun Yahudileri" olarak etiketlenmesi, 1915 kitlesel şiddetinin Alman toplumu tarafından kabul edilmesini ve rasyonelleştirilmesini nasıl etkiledi?

Bu durum yalnızca belirli bir dereceye kadar etkili oldu: Aşırı antisemit fikirlere sahip olan bazı kesimler için süreci kolaylaştırmış olabilir; ancak Ermenilere yönelik kitlesel şiddetin kabullenilmesini sağlayan daha geniş ve kapsayıcı perspektifler ile yorum biçimleri mevcuttu. Bunlardan başlıcası, Almanya'nın Ne pahasına olursa olsun Osmanlı İmparatorluğu'nu kendi yanında tutması gerektiği yönündeki inancıydı; aksi takdirde savaş kaybedilecekti. Diğer temel husus ise, Almanya’nın Osmanlı İmparatorluğu’na bakışında Türklerin ulusal/etnik potansiyellerinin diğer etnik gruplar tarafından baskılandığı düşüncesiydi. Türkler ancak azınlıkların tahakkümünden kurtuldukları takdirde güçlenebilir ve potansiyellerini gerçekleştirebilirlerdi.

"Doğunun Yahudileri" etiketini biraz daha açabilir misiniz? Ermenilere yönelik Alman bakış açısına dair daha fazla detay paylaşabilir misiniz?

Pek çok Alman metni ve yorumcusu için Ermeniler, Orta Avrupa Yahudilerinin antisemit bakış açısıyla ele alınışına paralel bir grup olarak görülmekteydi. Alman metinlerinin çoğu, antisemit söylemin tüm unsurlarını Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermenilere uyarlamakta tereddüt etmedi. Bu perspektifte Ermeniler; Türk milletinin sırtından geçinen, üretken olmayan, ahlaktan yoksun ve güvenilmez bir halk olarak resmedildi. Esasen tipik antisemit basmakalıp yargıların tamamı kullanıldı. Orta Avrupa'daki antisemit söylemlere benzer şekilde, bu basmakalıp yargılar da çiftçilik yapan Ermenileri ve bu iddialarla çelişen Ermeni tarihini görmezden geldi. İlginç bir şekilde, ırksal söylem o kadar belirgindi ki Ermenilerin yalnızca Hristiyan değil, kadim bir Hristiyan toplumu olduğu gerçeği göz ardı edildi ve bir şekilde önemsizleştirildi.

Alman milliyetçisi ve Nazi basını Ermeniler ile Yahudiler arasında ne tür paralellikler kurdu; Ermenilere yönelik suçlamalar antisemit söyleme nasıl entegre edildi?

Bu durum, Ermeni karşıtı görüş ve söylemlerin entegre edilmesinden ziyade tam tersi bir süreçtir: Antisemitik atıfların ve söylemlerin tüm boyutları Ermenilere yansıtılmıştır. Alman Ermeni karşıtlığı (Anti-Armenianism), ırkçı antisemitizmin birebir bir kopyasıydı.

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Alman İmparatorluğu’nun kurumları ve medya organlarındaki algısı nasıldı?

Genel yaklaşım oldukça pozitifti. İttihat ve Terakki'nin yükselişi, Türklerin kendilerini yenilediği ve Almanların umut ettiği bir ortak olma yolunda ilerlediği yönündeki beklentileri doğrudan besledi. Türk tarih yazımında Alman İmparatoru’nun Jön Türk Devrimi’nden hoşlanmadığına dair bir fikir vardı—ki evet, onun gibi hükümdarlar demokratik devrimlerden doğal olarak hoşlanmazdı. Ancak Jön Türkler devrimden önce Almanya ile temas kurmuşlardı ve Almanlar bu durumu takdirle karşılamıştı. Örneğin İmparator, Avusturya-Macaristan’ın Bosna-Hersek’i ilhak etmesine oldukça öfkeliydi. Almanya’daki Osmanlı yanlısı tutum devrim boyunca ve sonrasında da devam etti. İlerleyen dönemde Almanlar; Enver, Talat ve diğer liderlerle tamamen özdeşleşerek bu tutumu yeni bir boyuta taşıdı.

1890’lardaki Hamidiye Olayları sırasında Almanya’da gelişen —Osmanlı’nın şiddet eylemlerini dış politikanın bir gerekliliği olarak mazur görme— eğilimi, 1915’teki resmi Alman belgelerini ve diplomatik yazışmalarını nasıl şekillendirdi?

1890’larda Ermeniler lehine ses çıkarmamak ve Almanya’yı II. Abdülhamid ile daha yakın bir çizgiye çekmek adına Almanya’da geliştirilen meşrulaştırma çabalarının önemli bir rol oynadığını düşünüyorum. Bu durum; Hristiyan azınlıkları pek de umursamamanın, öncelikle Almanya’nın kendi geleceğini, ardından Osmanlıları (veya daha doğrusu Türkleri) düşünmenin, dindaş grupları ise ancak üçüncü sırada gözetmenin zeminini hazırlamıştı.

Ancak Alman diplomatik yazışmaları doğrudan Ermeni karşıtı bir nitelik taşımıyordu. Genel olarak yalnızca hiyerarşinin üst kademelerinde yer alanlar Ermeni karşıtı görüşleri benimsiyordu. Nitekim diplomatik yazışmaların karmaşık yapısı, 1890’lardan ve hatta öncesinden itibaren Almanya’da Ermeni yanlısı farklı bir damarın da oluştuğunu göstermektedir. Anadolu’nun ilgili vilayetlerindeki Alman konsoloslarının neredeyse tamamı, 1915 ve sonrasındaki Ermeni karşıtı tedbirlere karşı çıkmıştır. Birçok Alman konsolos kendi bölgelerindeki Ermenilere yardım etmeye çalışmış ve tehlikeli gidişi durdurmak........

© Fikir Coğrafyası